Yazarın bu kitabı ameliyat olacak karısı için eğlence amcıyla yazdığını düşünürsek hayatın ne boş, ne anlamsız, ne absürd olduğunu bizlere gösteren bir vasat masal. Ben ne okudum ya da ne okuyorum elbette dedim; ama yine de eğlendim.
"Evvel zaman içinde, gün yüzü kadar güzel bir prens vardı. Duvarları yosun tutmuş mor Çatılı şatoda inzivaya çekilmişti ve bu yalnızlık onu genç yaşta hayattan soğutmuştu. Bu sırada prens şeker konmadığında hayatın ne kadar acı olduğunu düşünmeye başladı büyük bir kararlılık yüreğini kapladı: gitmeli (bu biraz da ölmek değil midir) ender ve değerli bu şekeri bulmak için gitmeli (yaşasın karaborsa!) ertesi sabah gün ağarır ağırmaz önce kara küheylanına ayarladı sonra üstün binip eskiden sevdiği ama artık şeker yokluğundan dolayı nefret ettiği bu diyardan kaçtı (hiçbir şey sonsuza dek sürmez)."