Puan vermedi
Türk Sorunu kitabı hakkında inceleme: 1000 yıldır çözülemeyen sorun; Türk, Türklük ve Türk Milliyetçiliği "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuranlar, Türk milliyetçileri ve kuruluş ideolojisi, Türk milliyetçiliği olmuştur." Ümit Özdağ - Türk Sorunu (sayfa 57) "Türk milletini yok etmeye çalışıyorsanız, boşuna uğraşmayın! Türk milleti yıkılmaz. Ama sizi yıkar!" Erdem Atay - Hıyanet (sayfa 254) "Türklük, kendini ona adayanlar sayesinde yaşıyor. Müdafaayı Hukuk, Kuvayı Milliye ve Milli Mücadele, daha sonraki Atsız neslinin kahramanları, nihayet 1968-1980'in gençleri ve o kadar da genç olmayanları, hep o adanışın insanlarıdır. Bu adanma asırlarca geriye uzanıyor. Bilge Kaan, Bengü Taşa kazımış: '... Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Kardeşim Köl Tigin ile iki şad ile ölesiye, bitesiye (çalışıp) kazandım.' Bu cümleler katkının değil adanışın ifadesidir. Milli Mücadele'nin umdesi de aynı adanışı söyler: Ya istiklal ya ölüm!" Ümit Özdağ - Stratejik Göç Mühendisliği (sayfa 131) Dünya tarihini kökten etkileyen olaylardan biri de Türkler'in Anadolu'ya gelişi, burayı fethedişi ve yurt edinişidir. Yaklaşık 1000 yıllık bu süreçte milletimiz defalarca kez yok olma noktalarına geldi. Bizans-Haçlı saldırıları, Moğol İstilası, Osmanlının yaklaşık son 50 yılı ve en son Birinci Dünya Savaşı sonrasında Mondros ve Sevr ile sonlanan süreçte milletimiz çok büyük olaylar atlattı. Ancak Orhun Kitabelerinde Bilge Kağan'ın dediği gibi biz Türkler ne gereken dersleri aldık, ne alınması gereken önlemleri, ne de büyük atalarımızın öğütlerini; -"Ey Türk halkı, sen tok gözlü ve aksisin: Açlığı tokluğu düşünmezsin; bir de doyarsan açlığı hiç düşünmezsin. Böyle olduğun için, seni besleyip doyurmuş olan hakanlarının sözlerini dinlemeden ve rızalarını almadan her yere gittin ve oralarda hep mahvoldun ve tükendin."- Ancak bu süreçte biz ileri gitmezken, akıllanmazken, düşmanlarımız ise bizi o kadar iyi analiz ettiler ve bize karşı en kurulması gereken oyunları kurdular ki bugün geldiğimiz noktadayız. Bugün geldiğimiz nokta, belki de Çin yurdunda esir olmamızdan kötüdür, bugün geldiğimiz nokta belki de haçlılara ve moğollara karşı geri çekilişlerimizden kötüdür, bugün geldiğimiz nokta belki de Yıldırım Beyazıd'ın esir edilip devletin 12 sene padişahsız kaldığı taht kavgaları ile uğraştığı dönemden kötüdür, bugün geldiğimiz nokta belki de Sevr imzalandığı günden kötüdür. Çünkü Türk miletti yabancı bir diyarda esir değil kendi öz vatanında esir edilmiş, topraklarını düşman askerleri çiğnemiyor ama boğazından geçecek lokma yabancı sermayedarların/emperyalistlerin elerinde, devletinin başına yabancı biri geçmemiş ancak kendi milletine yabancı olanları Türk milleti kendisi seçmiş. Ve en acısı da onlar eliyle bugün ülke parçalanmaya gitmekte. Türkçülük, Osmanlı'nın son dönemlerinde ortaya çıkmış ve ülkeyi kurtarmak için ortaya atılmış bir fikir olmakla beraber en ileri noktasını Gazi Paşamız Mustafa Kemal Atatürk ile görmüştür. Gazi Paşamız'ın kendisi ise bu bilince nasıl eriştiğini şöyle anlatmaktadır: "Orduya ilk katıldığım günlerde, bir Arap binbaşısının "Kavm-i Necip evladına sen nasıl kötü muamele yaparsın" diye tokatladığı bir Anadolu çocuğunun iki damla gözyaşında Türklük şuuruna erdim... Ondan sonra Türklük benim derin kaynağım, en derin övünç membaım oldu..." Ve Gazi Paşamız Türklük bilincini bu ülkenin kuruluş temellerinden biri haline getirmiştir. Çünkü o Osmanlı'nın son dönemlerindeki kimliksel savruluşları görmüştür. Batıcılık, Osmanlıcılık, İslamcılık gibi rüyalar peşinde koşanların ülkemize ne büyük zararlar getirdiğini görmüş ve o bu ülkenin en temel taşı olarak Türklük ve Türk Milliyetçiliği'ni seçmiştir. pkk 1978'de ortaya çıkan, dış ülke ve istihbarat ile bağlantılı bir katiller çetesidir ( hizliresim.com/f7xld9k ) Ancak pkknın bu ülkeye verdiği en önemli zararın başında 40 bin insanımızı öldürmesi veya yüz milyarlarca dolarlık zararı değil ülkenin en temel taşı olan Türklük bilincine karşı yaptığı saldırı ve bu saldırının niteliği ile etkileri gelmektedir (hizliresim.com/afa6l4a , hizliresim.com/laapyey ) pkk ve apo hakkında detaylı inceleme için -> #269561623 Türk Milliyetçiliği bugün iftiraya uğradığı, yaftalandığı gibi bir şovenist/faşist/ırkçı zeminde olmamıştır, en radikal dönemlerinde bile böyle bir işe hiçbir zaman soyunulmamıştır. ( hizliresim.com/5d24d1e ) Ancak bunun böyle olduğunu söyleyerek, kitleleri buna inandırarak Türk milliyetçiliği ve Türklük üzerinden bu ülkeye saldırılması da kaçınılmaz olmuştur. Çünkü Türk-Kürt ile, alevi-sunni ile çıkarılamayan iç kaosun en büyük nedeni insanların bir "Türk Ulusu" bilincine sahip olması, Türkiye'yi evi görmesi ve bu vatanın hizmetinde olmasıydı. Ancak bugün gelinen noktada pkk ve pkknın siyasi ayağının ve onlara kanan salak cahil bilginlerimizin yoğun propagandaları ve aptal, cahil hükümetlerin olmayan bir "Kürt Sorunu"nu hem de etnik zemine çekerek oluşturmaları neticesinde bu bağlar zayıflamıştır (hizliresim.com/cj26zhx ) Bunun yanında ülkenin en temel taşlarına dokunulmaya devam edilmiş ve anadil, federal devlet, anayasadan Türklük tanımı kaldırılsın, pkkya af gibi salak saçma kampanyalar yapılmıştır. Anadil konusunun içlerinde en masum duranı olsa da halkın konuşarak, iletişim ve etkileşim içerisinde bir arada olduğu düşünülürse aslında en tehlikelisi olduğunu düşünüyorum. Diğerlerine verilecek tepki bu konuya bir türlü verilmiyor, sanki bu çok normal gibi görülüyor. Ancak karşıdaki insanların istediğinin bu olmadığını bunun sadece başlangıç ve ilerisindekiler için bir güç noktası olacağı açıktır ( hizliresim.com/3yk89y8 ) Terörün imkan verdikçe,baş eğdikçe dağılan değil azan bir yapı olduğunu da düşünürsek yarın bir "olmayan ülke" ( youtube.com/shorts/YsfxFbPcn_4 ) kurulsa bile çözüm olmayacaktır (hizliresim.com/tsezdi4 , hizliresim.com/nzmu187 ). Türkiye Cumhuriyeti, vatandaşlarını tek "siyasi" kimlik altında toplamış, milli-üniter bir devlettir. Bu kimlik dışında sizin herhangi bir ırk, mezhep, etnik, tarikat, cemaat mensubu olmanızın bu ülkede herhangi bir faydası yoktu(r). Ancak maalesef ülkeyi bir arada tutan bu temel yapı darmadığın edilmek istenmektedir. Bunun arkasında ulus devletleri zayıflatıp, bölüp, federal devletçikler kurup, onları daha rahat sömürmek isteyen emperyalizmin olduğu gün gibi ortadadır ( hizliresim.com/kb7pe19 ). Bunun arkasında ülkemizin güçlenmesini istemeyen ve ilerideki su/tarım/iklim/göç krizlerini görüp güçlü Türkiye karşısında olmasın isteyen suriye-ırak gibi komşu ülkelerin olduğu da ortadadır. Ancak bunu bir halk mücadelesi olarak adlandıran salaklar, hem de o aydın, akil, bilgili, alim denilen deliler, gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde olanlar vardır. Ve bunların içerisinde en suçlusu elbette hükümet ve makam-yetki sahipleridir. Bir başbakan düşünün ki -abdullah gül- Genelkurmay 2. Başkanı'nın yaptığı "Silahlı çete eylem gücünü yeniden kazanmakta. Buna karşı hazırlık yapmalıyız, eyleme geçmeliyiz." lafına cevabı "Bu açıklama sizin yetkinizde değil" diyerek cevap versin. Sormak lazım bu açıklamayı Genelkurmay İkinci Başkanı Yaşar Büyükanıt yapmayacaktı da, "kendisinin dışişleri tayyip erdoğanın da başbakan olacağını" söyleyen CIA ve/veya yan kuruluşları mı yapacaktı? ( hizliresim.com/pjy7nxx ) Ya da meydanlara çıkardıkları, rahatça konuşturdukları terörist başının abisi mi yapacaktı? Ya da çok değer verdikleri, gel diye yalvardıkları çok sayın hocaları imamları mı yapacaktı? Sonra bir başbakan daha düşünün ( hizliresim.com/rwxujzp ) -malum şahıs- ülkesinin bir şehrine-diyarbakır- terör örgütünün "açıklamanızı beğendik, diyarbakırda size dokunulmayacak" sözüyle o şehre 4000 korumayla gitsin. Bu rezalettir, kepazeliktir. Türk devleti asla bu kadar düşük değildir ve bu kadar düşük yönetici profilleri anca yıkılış dönemlerinde görmüştür ve yıkılışa o "yönetici"ler sebep olmuştur. Ve o gittiği diyarbakırda örgütün siyasi kolu ile kol kola girmiş, mitinglere katılmış. Hani dünya liderliği? Hangi dünyanın liderliği? Sanırım koyunların hayal dünyalarının. Ve uydurdukları, sözde kürt sorunu ile palazlanan kürtçülük mevzusu. Burada en dikkatten kaçırılan nokta, kürtlere ayrı bir statü verildiği anda azınlık ve öteki olacakları noktası. Şuan bir mv, belediye başkanı -kayyum atanan terörist belediyeleri örnek verenin olmayan beyin nöronlarını s2m- , bakan, yardımcı, rektör atamasında kişinin etnik kökenine bakılmazken bundan sonra kürtlere çok daha ayrı ve aykırı bakılacağı gözden kaçırılmakta. Bu tamamen dışlanmaya neden olacak. Ve bundan sonrası aslında kürtler için de daha zor geçecek. ( hizliresim.com/gqvpqlb , hizliresim.com/8lwawvd ) Burada seçilmiş travmanın temelinde "mağduriyet psikolojisi" vardır. Zaten var olan, dönemin İktisat Bakanı Celal Bayar'ın 1936'da hazırladığı Şark Raporu'nda "bölge insanı kendisini dışlanmış hissediyor" şeklinde ifade ettiği bu psikoloji, PKK tarafından ustaca geliştirilmiş ve beslenmiştir. "Mağduriyet psikolojisi"nin özünde bölge insanına, bölgedeki bütün olumsuzlukların temelinde yani bölgenin geri kalmışlığın, bölgede yaşanan çatışmaların ve akla gelebilecek her türlü olumsuzluğun temelinde "bizim Kürt olmamız yatıyor" düşüncesi yatmaktadır. Mustafa Akyol, Kürtçülükteki mağduriyet yaklaşımının Hitler'in ileri sürdüğü Yahudi komplosu tezinden esinlendiğini Kürtçü ideolog Mehrdad İzady'in belirttiğini kaydetmektedir. Yani mağduriyet psikolojisi, doğal süreç olmaktan çok politik/ideolojik olarak üretilmiş bir süreçtir. ( hizliresim.com/i72z667 ) Bu süreçte alınacak önlemler aslında en temel düzeyden başlamalıdır. Kürt, Türk, Alevi, Sunni, Laz, Çerkes herkesin bu vatan içerisinde eşit olduğunu, belirli sıkıntılar ve belirli rahatlıklar çektiğini, belirli acılar ve kederler ve ortak çıkarlar çerçevesinde yaşadığını anlamamız gerekiyor -bu gruplara terörist o...spu evlatları dahil değildir, canları cehenneme- . Olası bir bölünme veya iç kaosun yarar getireceği gruplar siyasi elitler, dış örgütler ve dış ülkeler olacağını anlamak çok da zor değil. Bugün kişilerin kendisine böyle bir ayrılma sonucunda ben doğuda kalsam ve batıya geçemeyecek olsam orada ne yaparım, neyle geçinir, ne yer içerim sorularını sormaları gerekmektedir. Çünkü amaç daha fazla sömürülmeniz. Aynı şekilde batıdaki insanların da ülkenin ana su kaynaklarının doğuda olduğu ve hayvancılık ile belirli ürünlerin tarımına doğunun elverişli olduğunu ve bizi belirli etki alanlarına bağladığını anlaması lazımdır. Bu işten karlı çıkacak olan emperyalizm ve onun kuklalarından başkası değildir ki yüz sene öncenin konuları bugün farklı kuklalar, farklı senaryolar ile tekrar tekrar önümüze çıkmaktadır. Ancak Türkler olarak, Atatürkçüler olarak, Atatürk çizgisinde Türk milliyetçileri olarak Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetine sonsuza dek sahip çıkmak en büyük vazifemizdir. Unutmayalım ki Atamız bize bu emaneti bıraktı ancak Atamızın emaneti 10 Kasım 1938 09:06'dan beri saldırı altındadır. Ancak, Gazi Paşamız Cumhuriyeti öyle sağlam temeller üzerine kurdu ki ölümü ile başlayan karşı devrime rağmen Cumhuriyet hala ayaktadır. Çünkü, Atatürk fiziken ölmüşse bile, kalbi onunla atan, onun izinde olan Türk Gençliği ile ruhen yaşamakta ve sonsuza dek yaşayacaktır. Adını silmeye, hatırasını unutturmaya çalışanları kimse hatırlamayacak ancak Mustafa Kemal adı mücevher taşa yazılacak. ( hizliresim.com/c1575cq ) Bu arada Atatürkçü geçinip milliyetçiliğe karşı olan gerizekalıların evveliyatını s2m. Bu gruba ayrı bir takığım, aptal oğlu aptalsınız a.. malları sizi.
Türk SorunuÜmit Özdağ · Kripto Yayıncılık · 2009127 okunma
··
831 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Poyraz
Gönderi Sahibi