·104 syf.····Okunma: 27 Mart 2025 23:09 Asuman Susam'ın şimdiye kadar yayımlanan tüm şiir kitaplarını okudum.
Dil Mağarası belirli bir konsept üzerine yazılmış Derli toplu diyebileceğimiz Ayrıca Asuman Susam hanımın kendi üslubunu ve tarzını açıkça ve güzel bir şekilde gözler önüne seren bir eser olmuştu.
Plasenta biraz daha vahşi ve yırtıcı bir biçimde hisler uyandıran ve yine kendi özgün şiir dilini ve tarzını güzelce anlayabileceğimiz bir şiir kitabıydı, hakeza kemik İnadı da öyle.
Bununla birlikte Everest Yayınları tarafından yayınlanan ve ismini geç'mişim koyduğu ve içerisinde 3 farklı şiir kitabını (ilk şiir kitaplarını) barındıran kitabında Aslında henüz kendi tarzına olan yürüyüşünü ve yolculuğunu gözlemleyebildik.
Aslında buradaki şiirler şair onları yazıyorkenki muhtemelen maksimum mümkün şiirler olsa da ilerleyen zamanlardaki ve okuduğumuz takdirde bize şairi söylenmediği veya o şiir halihazırda bulunuyor olmadığı zamanlarda ( Biz o şiiri hatırlıyor olmasak dahi ) ya bu Asuman Susam şiiri diyebileceğimiz şiirlere varıncaya kadarki bir ara Durak diyebilirdik.
Öncelikle beni rahatsız eden bir konudan bahsetmek istiyorum aslında bu upuzun yazıyı yazmamın tek sebebi de bu diyebilirim konu şu şekildedir ki:
Daha öncesinde Gülten Akın'ın şiirini okurken (belki bilenleriniz vardır Yapı Kredi bunu tek cilt 2 cilt ve 3 cilt olmak üzere 3 farklı kere 3 farklı şekilde bastı) toplu şiirlerin ilk cildinde Gülten Akın'ın çok tatlı "tamamıyla kendi tarzını oluşturmuş" diyebileceğimiz daha doğrusu özellikle özenti bir tarzı hissetmeyeceğimiz ve çok hoş okunabilir şiirler bulunmaktadır. Lakin ikinci cildine geçtiğimizde muhtemelen o dönem aklını kurcalayan olaylar Dolayısıyla o dönemki gündemi sebebiyle Kurtuluş mücadelesindeki bir takım olayları bir takım coğrafyaların mücadelelerini anlatmaya koyulmuş ve Aslında öncesinde üstüne uğraşarak kendi yaratım gücü ve tasavvuruyla meydana getirdiği O çok kıymetli ve her şairin etiketi hatta imzası olan "müzikte tuşe" "edebiyattaki Özgün üslubunu" yitirmiş ve bir şeyi anlatmak amacıyla bir şey anlatmış olmak edasıyla yazmış ve kendi üzerine düşünüp kafa yorup emek verip nihayetinde ulaştığı o ulaşılmak istenen yeri terk etmiş kendisine ihanet etmiştir.
Aslında Şair yanını da görmezden gelmiş ve ona ölüme terk etmiştir Ne yazık ki ben Asuman Susam Hanım'ın da bu türden bir ihanete düştüğünü düşünüyorum.
Tahminimce bir takım mistik ideolojileri benimsemiş yahut New Age denen ve birtakım para babaları tarafından fonlanan bir inancın pençesine düşmüş ve buradaki buradan kaynaklanan Daha doğrusu kaynağı buradan gelen ve yalnızca kendisi için bilgi ifade edebilecek, Lakin diğer insanlar için bilgi anlamına gelmeyecek bir bilgiyi Yani yalnızca öznel bir gerçekliği anlatmak isteği içerisine girmiştir. Lakin deneyimi ve düşünceyi aktarma heyecanı üslup ve şiir kalitesini arka planda bırakmıştır.