Wittgenstein o kadar da kolay okunabilen bir felsefeci olmamasına rağmen kitapları güzel. bu kitabında Descartesın süpheciliğini eleştiriyor ve kesinlik konusunda kesin konuşuyor :)
Anladığım kadarıyla her şeyden şüphe etmenin Mantıksız olduğu kanısında . Her şeyden şüphe edenlerin ya bunadığını yada psikolojik bir rahatsızlığa sahip olduklarını savunuyor. İnsan her şeyi deneyimleyerek öğrenmez diyor ve emprizmi de eleştiriyor. bilgi çoğu zaman birincil değildir. İkincildir ve ikincil olması bu bilginin inanç olduğu anlamına gelmez . bu ikincil bilgilenden de çoğu kez şüphe etmeye gerek yoktur diyor. ben doğmadan 5 dk önce de dünya vardı ben bunu deneyimlemedim ama var olduğu bilgisinden şüphe etmem gerekmez diyor. tabi bunu sayfalarca anlatıyor.
bir de doğru kabul ettiklerimiz bize öğretilen bir sistem içerisinde doğrudur ya da yanlıştır. yani her bilginin temelini bilmesek bile aslında doğruluk o sisteme uygunluk anlamında olduğundan kesinlikten söz edilebilir .
Descartesin her şeyden şüphelenip şüphe etmesinden şüphelenmemesini de mantıklı bulmuyor. her şeyden şüphe ediyorsa şüphe ettiği de şüphelidir sonuçta :)
kitapta kelimelerden dil oyunlarından falan bahsetmiş o kısımları çok da anlamadım. yine de şunu demeden geçemeyeceğim:
kelimeler albayım bazı anlamlara gelmiyor :) severiz Oğuz abimizi
Kitabın sonunda Wittgenstainın biyografisine ve farklı kişilerin onun felsefesi hakkındaki açıklamalarına yer verilmiş o kısımlar da güzel. ama ben bu tarz eklemeleri çoğu kez sevmiyorum .