·464 syf.····Okunma: 29 Mart 2025 17:22 Öncelikle Leigh Bardugo’nun dil kullanımı, Grishaverse serisine kıyasla bu kitapta oldukça farklıydı. Kargalar Meclisi gibi kitaplarında çok daha akıcı ve hareketli bir anlatım varken, Dokuzuncu Cemiyet daha ağır ve yoğun bir dil sunuyordu. Bunun çevirmen farkından mı yoksa yazarın bilinçli bir tercihinden mi kaynaklandığını tam olarak bilemiyorum. Başlarda bu beni biraz üzmüştü ama zamanla kitabın atmosferine uygun bir anlatım dili seçildiğini de düşündüm. Yine de bazı bölümlerde bu anlatım tarzı yorucu hâle gelmişti.
Ayrıca başlangıçta karakter isimleri, evren ve cemiyetler beni biraz zorladı. İlk yüz sayfa boyunca okuduğum şeyleri tam olarak kavrayamadığımı hissettim (ilk iki yüz de olabilir) bazı yerlerde sorun bende mi diye düşünüp iki kere okudum ama zordu, cidden zordu. Kitabın sonunda yer alan sözlüğe sık sık dönüp bakmak zorunda kaldım -o sözlük olmazsa hiçbir şey akılda kalmazdı bu arada- Yoğun bilgi akışı nedeniyle zaman zaman /: oldum, özellikle de cemiyetlerin işleyişini anlamaya çalışırken. Tüm bu tantana dışında kitapta sevmedigim bir sey yok. Bu sebeple 3 puanımı kırıyorum ve 7 puanı nereye verdiğime değinmeye başlıyorum.
Öncelikle çok çok objektif davranmaya çalışıyordum ve bu objektiflik buraya kadardı. Ben Bardugo'dan her koşulda razıyım ve muhtemelen ne yazsa okurum. Güvenim büyük olunca hemen tökezlemedim ve sabredip devam ettim, sizin de öyle yapmanız gerekiyor. Çünkü kitap okudukça açılıyor, her şey yavaş yavaş zihninize oturmaya başlıyor.
Edebi açıdan değerlendirdiğimde, Bardugo’nun dünya inşası konusuna büyük önem verdiği çok net bir şekilde görülüyordu. Olayları falan kenara bırakıp evrene bakarsak tam anlamıyla ENFESTI! Gizemli cemiyetler, gotik detaylar, delirmis birinin kaleminden çıkan ürkütücü betimlelerle yalnızca bir hikaye anlatmakla kalmamış, aynı zamanda güçlü bir atmosfer yaratmıştı. Dark academia türüne ilgi duyanlar için oldukça tatmin edici bir kurgu sunduğunu düşünüyorum. Zaman zaman tempo düşse de, merak unsuru her daim canlı tutulmuştu.
Kitabın son cümlesi beni cidden heyecanlandırdı:
"Ee, kim cehenneme gitmeye hazır?"
Bu etkileyici kapanış devam kitabını okumam için büyük bir motivasyon kaynağı şu an.
Tempolu ve aksiyon dolu bir fantastik roman bekleyenler için Dokuzuncu Cemiyet biraz farklı gelebilir. Serinin ilk kitabı olduğu için yazar, evreni anlatmaya ve atmosferi oluşturma sürecine daha fazla odaklanmıştı. Yine de gizem unsurları o kadar güzel işlenmişti ki, yavaş ilerleyen bölümler bile merakımı canlı tutmayı başardı. Polisiye unsurların da hikâyeye dahil edilmesi, kitabın atmosferini daha da ilgi çekici hâle getirmis.
Ayrıca kitapta günlük hayattan çok fazla unsur vardı. Bildiğimiz Yale üniversitesinde geçiyor zaten. Gerçek hayattan yapilan edebi veya sanatsal göndermeleri sevdim ben, kurguya derinlik kazandırmıştı.
Kitap dengeli bir yapıdaydı. Bardugo’nun ne kadar yetenekli bir yazar olduğunu bir kez daha gösterdi. Stefan King övgüsünde haklı.
Ben sabredin ve okuyun diyorum. Öneririm