𝘼𝙜̆𝙡𝙖𝙢𝙖𝙠 𝙣𝙚𝙮𝙚 𝙮𝙖𝙧𝙖𝙧𝙙ı 𝙜𝙚𝙘̧𝙢𝙞𝙨̧𝙚 𝙙𝙤𝙠𝙪𝙣𝙢𝙖𝙠 𝙢𝙪̈𝙢𝙠𝙪̈𝙣 𝙙𝙚𝙜̆𝙞𝙡𝙨𝙚?
𝘼𝙜̆𝙡𝙖𝙢𝙖𝙢𝙖𝙠 𝙣𝙚 𝙯𝙤𝙧𝙙𝙪 𝙙𝙤𝙠𝙪𝙣𝙖𝙣 𝙜𝙚𝙘̧𝙢𝙞𝙨̧𝙨𝙚.
Spoi yok. Puan 6,5.
Merhaba dostlar. Bu günün ikinci incelemesi olduğu için beynim durdu :D yazım yanlışı olursa affola. Büyük umutlarla başladığım kitaba hayal kırıklığı ile inceleme yazıyorum...
Konusu: Öykü 25 yaşında çok başarılı, yabancı ülkelerde bile tanınmış bir yazardır. Bir gün çok şehrin kalabalığından sıkıldığı için, huzurlu bir köye inzivaya çeklimeye karar verir. İmzaya gittiği bir köyde, en sonda okuru Kıraç ile tanışır. Kıraç ona yardım ederek bu köyde kısa süreliğine ev bulmasını sağlar ve böylelikle komşu olurlar. Tabii bu süreçte komşu olmaktan çok daha öteye gider işler. Öykü haytanın aşkını bulduğunu düşünür. Ancak Öykü bu köye geldiğinden beri kayıp ilanları yayılmağa başlaması ile olaylar başlar.
Bu ay Ceren'den Kırık İnci kitabını okumuştum ve ana karakteri hiç sevmemiştim. Bu kitapta da ana karakter öyle olmamasını umut ediyorumdum ki şükür öyle olmadı. Ama bu defa ana karakterimiz SALAK! Gerçekten daha ilk sayfalardan ben katili buldum. İlk başlarda tam emin değildim ama sonra kesinleştirdim. Yani bunu her okuyan bulur. Zaten daha ilk başlardan yazar bize gönderme yapıyor katil o diye. Bunu analmamak için ne bileyim koyun olmak gerek...
Kitapta galiba tek sevdiğim şey, biraz gerçekci olmasıydı. Yani yazarların yayın evleri ile olan sorunları gün yüzüne çıkartılmıştı. Sonra böyle bir sahne vardı. Yaşlı bir adam Öykü'nün yanına gelip şöyle diyordu. Kızım senin cinayet kitaplarından birini almış ama saklamak için kapağına gençlik kitaplarının cildinden birini takmış hshshhs. Bu o kadar gerçekciki. Ben yapmadım böyle bir şey, çünkü evde kitaplarıma bakan falan yok zaten. Ama eminimki böyle yapanlar vardır. Buna aşırı güldüm :D
Sonra bana mantıklı gelmeyen bazı olaylar vardı. Mesela Öykü kitapta çok abartılmıştı. Sadece gençlik kitapları yazmakla bence milyonlarca okura ulaşamazsın. Çünkü klasik yazarları bile 1 milyon okunmuştur. Belki daha çok. Kitapda yaşlı insanlar bile gelip Öykü'yü övüyor ve onun kitaplarını çok sevip okuduğunu söylüyordu. Allah aşkına hangi yaşlı insan gençlik kitabı okurki. Zaten zor görüyorlar, onda da gidip klasik falan okurlar. Böyle gençlik kitaplarını okuyacaklarını sanmıyorum.
Tek kitap olduğu için olaylar çok hızlı ilerledi biraz. Yani Öykü Kıraç ile 20 sayfada falan tanıştı. Dedim noluyor dur bir shhshs. Birde katilin bulunup, olayların üstünün açılması son 20, 30 sayfaya sığdırıldığı hiç iyi değil bence. Yani çünkü kitabın yarısının çoğunda sıkılıyorsun. Farklı olaylar olmadığı için Öykü'nün hep günlük rutinlerini okuduk. Ben aşırı sıkıldım öyle sahnelerde. Çünkü farklı bir şey yok yani. Böyle boş şeyleri yazacağına katil olayları daha iyi yazıla bilirdi. Birde katilin sonda ölmesini hiç sevmedim çünkü bence hapse girip sürünmesi daha iyiydi. Öykü'nün onunla görüşüp, konuşmasını falan isterdim.
Ben çok daha iyi gerilim kitabı beklemiştim. Zaten başta dediğim gibi beklentim yüksekti. Ama çok basitti. Yani böyle aksiyon, gerilim bekliyorsanız, beklemeyin. Her şey tahmin edilir.
Kitapta şöyle bir şey var. Gelen gelen herkes Öykü ile Kıraçı birlikte gördüğü zaman, daha sevgili olmadıklarından önce hep, bakın ama hepp şöyle diyorlardı: ohaa ne kadar yakışıyorsunuz, bence kesin sevgililer, hadi itiraf edin sevgili olduğunuzu, keşke sevgili olsaz... Sonunda YETER! dedim. Anladık, bıktım yani. Hatta beni çıldırtan şöyle bir diyalog vardı:
"Bu güzel kız, herkesin bahsettiği yazar sanırım. Senin evine mi taşınmış?"
"Aman, nereden çıkardın Makbule Sultan?Öykü yanımdaki evde kalıyor."
"Olsun işte, aynı şey." (Sayfa 154)
Ya yazar bunu hangi akılla yazmış. Komşu olmak aynı evde yaşamakmı ki? Bide olsun işte aynı şey diyor. Te Allahım ya... Kitaba 6 puan vermememin nedeni sırf konusun iyi olması. Tam 7 vermedim zaten 6,5 verdim.
Son olarak kitapta Öykü öyle çok seviliyor ki sanki hiç, 1 tane bile sevmeyeni yokmuş gibi. Yani hep övgüler övgüler birazda gerçekten konuşlaım bence. Her bir yazarın böyle sevmeyen okurları vardır. Galiba yazar bunu egosuna yedirip yazamamış. Hep övmüş kendini :D dikkatli bakarsanız Ceren'in kendini zaten Öykü'nün yerine koyduğunu görürsünüz.
Tavsiye edermiyim, hayır. Vaktinizi boşa harcamayın derim.
Keyifli okumalar >3