---
Doksan Artı Dört 2
Serinin ilk kitabı kadar sevemedim. Merdan Efe ve İzgi’nin aşık hallerini okumak bana fazla geldi, çünkü çok vıcık vıcık ilişkilere gelemiyorum. Normalde de aşırı aşk dolu, "canım, cicimli" kitaplardan hoşlanmam. Kitaba katlanmamı sağlayan tek şey Galatasaray ve Merdan Efe’nin Galatasaray sevgisiydi.
İzgi’nin geçmişi bir türlü bırakmayışı, sürekli şüpheci ve takıntılı halleri beni inanılmaz yordu. Tamam, belki bir yere kadar bu güvensizlikleri anlayabilirim; sonuçta en yakın arkadaşı ve sevgilisi tarafından ihanete uğramış. Ama üzerinden yıllar geçmiş ve onu gerçekten seven, çok güzel seven bir sevgilisi var. Buna rağmen en ufak bir olayda bile Merdan Efe’den şüphe etmesi, onun kabahati olmayan konulara bile tepki vermesi aşırı sıkıcıydı.
Ayrıca, kitaba/filme/diziye sonradan dahil edilen eski sevgili senaryolarından gerçekten nefret ediyorum. Burada da aynı klişe işlenmiş. Yazarın en büyük artısı Galatasaray sevgisini kitaba yansıtmasıydı, çünkü kurgu bana göre oldukça zayıf ve vasattı. Dramın her türlüsünü seven ben bile İzgi’nin gereksiz hallerine katlanamadım. Konu sırf yürüsün diye fazlasıyla dramatize edilmiş, bazı sahnelerse aşırı saçmaydı.
Bugün Galatasaray-Beşiktaş derbisi var, totem olsun diye kitabı bitirmek zorunda kaldım. Yoksa yarım bırakacaktım.
---
"Merdan Efe Yüceer her zaman der ki: Mayıslar bizimdir! "