Kitabı 2018 yılında kuzenimin hikayesinde görüp merakla okumuştum aslında, şimdi tekrar bayram sohbetleri sırasında hatırıma düşünce de üzerine fikirlerimi paylaşmak istedim..
Kitap yalın ve tekrarsız anlatımıyla her anıda karakterlerin yeni bir özelliğini keşfettirerek alıp götürüyor okuyucuyu.. Yazar ve kitap üzerine yaptığım birkaç araştırmadan sonra kitabın isminin Latince bir özdeyiş ten "Her hayvan cinsel birleşme sonucu hüzünlüdür: kadınlar ve horozlar hariç.." sözünden aldığını öğrendim.. İçeriğine gelince..
Bir kadın düşünün 100 yaşını devirmiş, ardında yaşayan neredeyse hiç tanıdıgı kalmamış,
akrabaları hayatta değil, saplantılı bir şekilde sevdiği adam bile yıllar önce ölmüş, onun öldüğünü sevdiği adamın eşinden öğrenmiş..
Hafızasının hatırladıkları, kendi biriktirdiği hayallerinden az öyle ki kızını bile hatırlamıyor..
Tek hatırladığı şey bir sonbahar kendisini terkeden ve adını hatırlayamadığı için ona "Franz" demeyi uygun gördüğü aşkı..
Kendisini terkettikten sonra birlikte yattıkları nevresim takımlarını sandıktan çıkarıp, erkeğin kokusu kalmış yastığa başını koyup etobur bitki desenlerine benzettiği nevresimin beyazlığında acı hayallere dalıp giden bir kadın.. Daha pek çok ayrıntı eklenebilecek içi dolu dolu buram buram insani duyguların ve iç sorgulamaların olduğu leziz bir kitap..