Puan vermedi·392 syf.····Okunma: 03 Nisan 2025 00:08 Öncelikle kitaba bir puan veremedim çünkü eğer ilk kitaptan bağımsız düşünürsem 8-9 bandında ama ilk kitabın devamı olarak ve beklentilerimi de ekleyerek düşünürsem 5-6 bandında bir puan vermem gerekir.
Kitaba başlayana kadar arka kapak yazısını okumadığım için ne beklemem gerektiğini bilmiyordum ama açıkçası aklıma gelecek son şey dramın yoğun olduğu bir kitap okumak olurdu. Çünkü ilk kitapta okuduğumuz en ağır şey Liz'in, annesinin kaybıyla başa çıkma, daha doğrusu çıkamama durumuydu ama burada Wes'in başına gelen tonlarca şeyi -üstelik kısa sürede ve peş peşe- okumak bayağı ağır geldi. Hatta fazlasıyla abartı buldum da diyebilirim.
İlk kitapta en hoşlanmadığım şey Liz ve Wes kitabın sonunda bir araya geldiği için birlikteliklerini doya doya okuyamamak olmuştu. En çok da bu yüzden ikinci kitabın çıkmasına sevinmiştim ama ne umdum ne buldum :) Yazar karakterlere hiç acımamış, anaokulundan beri Liz'e platonik aşık olan Wes yeterince çekmemiş gibi sevgili olmalarından sadece birkaç ay sonra ayrılmışlar ve iki yıl hiç görüşmemişler. Yani yazar karşımda olsaydı, bu çocuklar sana ne yaptı da onlara bunu reva gördün, diye sormak isterdim...
İlk kitapta sadece küçük bir kaza sahnesinde Liz ve Wes'i kurtarmaya gelen Wes'in babası madem böyle despot biriydi, ilk kitapta niye ufak da olsa konusu geçmedi? Gerçi muhtemelen bu sorunun cevabı, yazarın devam kitabı yazmayı düşünmediğinden böyle ayrıntılara girmediğidir ama ben de bunu hiç sevmedim işte. Sanki ilk kitapta zaten doğru düzgün bahsedilmedi diye yeni ayrıntılar bulunup üzerine kitap yazılmış gibi. İlk kitaptan bağımsız olarak, kısa bir süre çıkmış ama talihsiz bir şekilde ayrılmış genç bir çiftin yıllar sonra üniversitede tekrar bir araya gelmelerini okuduğumu düşünürsem klişelere rağmen kitabı çok severdim. Çünkü anakarakterleri de, kitaba yeni eklenen karakterleri de çok sevdim ve kitabı baştan sona hiç sıkılmadan okudum. Ama işte işin aslı öyle değil ve bu bir devam kitabı.
Anlamadığım bir diğer konu ise ilk kitaptaki karakterlere ikinci kitapta sadece bir kez yer verilmesiydi. Sonuçta çocukluk arkadaşları ve üniversiteye gelene kadar en yakınlarıydı. Ama kitabın sonlarına kadar isimleri bile geçmedi neredeyse. İletişim kopukluğu ve Liz'in Wes'ten hiç haber alamamış olması bana biraz absürt geldi. Hiç değilse okula geri döndüğünü bilmesi gerekirdi bence.
Wes'in başına gelenler de biraz uçuk geldi bana mesela. Annesinin evde kalmayı reddederek kız kardeşine taşınması ama çocuklarını yanına almaması, çalışmayı istemeyip her şeyi Wes'in üzerine yüklemesi aşırı abartıydı. Üstelik Wes babasının ölümünden kendini sorumlu tutuyordu ve psikolojik destek alan da kendisi değil annesiydi. 18 yaşındaki birinin omzuna bunca şeyin yüklenmesi ve onun da bunu kendince kaldırabilmesi pek de kolay olmasa gerek.
Kardeşi üniversiteye başlayana kadar iki işte birden çalışması, yaşadığı tüm acıyı Liz'den saklayıp ondan ayrılması ve bir daha iletişime geçmeyi denememesi, üstüne üniversiteye geri döndüğünde düşündüğü ilk şeyin Liz'i geri kazanmak olması... Liz'i boş yere kandırdığını ve aslında daha çok üzdüğünü fark edememesi... Bilmiyorum ama ilk kitaptaki Wes böyle davranmazdı diye düşünüyorum.
Aynı ilk kitaptaki gibi burada da kitabın sonunda bir araya geldiler ve onda da türlü olay geldi başlarına. Karakterleri bu kadar sevmiyor olsaydım kitabı okuduğum için pişman olabilirdim. Bunun yerine 100 sayfalık, olaysız, sadece Liz ve Wes'in birlikte olduğu zamandan kısa kesitler içeren bir novella yazılsaydı çok daha mutlu olurdum.