9/10
·156 syf.··
Beğendi
·
2025 25. kitabı
Özet şeklinde konulara değinmiş.. Son bölüm vurucu olmuş.. NASIL ZENGİN BİR ÜLKE OLURUZ? (Hiç kimse Altın tepside buyur demez) Eğer zengin, halkın refah içinde yaşadığı bir ülke olmak istiyorsanız bunun iki yolu var; 1- Sömüreceksiniz. 2- Üreteceksiniz. Sömürme seçeneğini bir kenara bırakalım, malum o bize gelmez. O zaman biz, üretelim... Üretelim ama bu üreterek zengin olma yolunda da birçok gereksinim, birçok engel var. Önce onları sağla-mamız, o engelleri aşmamız lazım. Mesela zengin olabilecek kadar çok üretebilmek için yeterli altyapıya, bu üretimleri üstlenecek sermayedarlara ihtiyacımız var. O zaman hem zengin olmayı isteyip hem de yapılan yollara, OSB'lere, yatırımlar yapan holdinglere, zenginlere karşı olmamamız lazım. Diyelim bunları aramızda çözdük, teknoloji, altyapı, sermaye, işgücü, fabrika, ne gerekiyorsa en üst düzey üretim için hazır hale getirdik. Peki, bu zengin olmak için yeterli olacak mı? Hayır! Çünkü üreteceğimiz her şey, onun aynısını ya da muadilini üreten bir başka devletin rakibi olacak. Bizim kazancımız, onun kaybı olacak. Haliyle buna engel olmak isteyecekler. Mesela üretmek kadar önemli bir konu; müşteri bulmak. Başka ülkelerin değil de bizim müşterimiz olmaları için, birçok ülkeyi ikna etmemiz gerekecek. Araya girenlere, işimizi bozmaya çalışanlara karşı koyabilmemiz gerekecek. Bunun için güven veren, güçlü bir ülke görüntüsü vermemiz, dahası öyle olmamız gerekecek. Üretim altyapısını kurduk, müşteri de bulduk, hadi artık başlayalım dedik. Ama üretebilmek için enerji lazım. Enerji vanalarını tutan ülkeler bizim rakibimizse ki muhtemelen öyle olacak; bizi buradan durdurmaya, ucuz enerji sağlamamızı engellemeye çalışacaklar. O zaman iki şey daha yapmamız lazım; kendi enerji kaynaklarımızı oluşturmak ve enerji sahibi ülkeler ile aramıza başkasını sokmayacak ilişkileri kurmak. Bunun için de yine güçlü ve güven veren bir ülke olmalıyız. Enerjimiz de tamam, müşteri zaten hazır, o zaman butonlara basalım ve üretelim artık... Ürünler fabrikalardan çıksın, konteynırlara yüklensin, limanlardan gemilerle gönderilsin. O zaman da karşımıza uluslararası ticaret sistemini, yollarını, ticaret yollarının duraklarındaki limanları kontrol eden güçler çıkacak. Yok, sen bu ülkeye ürün satamazsın, sen bu limanı bu şartlarda kullanamazsın... Yeterince büyümek için yapmamız gereken hızlı ve yüklü ticaret, bunların elindeki ticaret sistemi ve yollarıyla mümkün olmayacak. O zaman bizim o ticaret sisteminde, yollarında, limanlarda söz sahibi olmamız; bu yolların geçtiği, limanların olduğu ülkelere nüfuz etmemiz, ilişkiler kurmamız lazım. Ama bunu yapabilmek için de yine güçlü ve güven veren bir ülke olmamız lazım. Yani bizim zengin olmak, istediğimiz refaha kavuşmak için yeterince üretebilmemiz; ancak bu yolun her aşamasında karşımıza çıkacak engelleri aşabilmemiz için de, öncelikle yeterince güçlü olmamız gerekli. Peki, nasıl güçlü oluruz? İlk önce kendimize ait, milli, bağımsız ve güçlü bir savunma sanayisine sahip olmalıyız. Bu silah gücünü, tarihi bağları, konjonktürel ve stratejik çıkarları kullanarak sağlam müttefikler edinmeliyiz. Son olarak da bütün bu hamleleri yaparken, sistemi kurarken, boşa zaman ve enerji kaybı yaşatacak iç siyasi çekişmeleri ve tehditleri bertaraf etmeliyiz. Vay be! Bütün bunları düşününce görüyoruz ki; Yaptığımız SİHA'lar, silahlar, dişimizden tırnağımızdan artırıp kurduğumuz savunma sanayii, sadece gururumuzu okşamak, düşman saldırırsa ülkemizi savunmak için değilmiş. Katar'da, Somali'de, Cibuti'de kurduğumuz üsler, Suriye'de, Libya'da, Karabağ'da dahil olduğumuz savaşlar, sadece onlara yardım etmek adına yaptığımız fedakârlıklar değilmiş. Bütün bunlar aslında bir yanıyla da zengin bir ülke olmak, istediğimiz refaha kavuşmak için gereken gücü sağlamak adına atılmış adımlarmış. Biz SİHA'ları biraz da cebimizi doldursun, bizi refaha kavuştursun diye yapıyor, Libya'ya, Katar'a, Somali'ye biraz da bunun için gidiyormuşuz. Sanırım son Kıbrıs hamlemiz, orada külliye inşa ederek hâkimiyetimizi ilan etmemiz, hatta yakında kuracağımız SİHA üssümüz de bir yanıyla yine refahımızı sağlamak için bir adım, hem de büyük bir adım. Malum, zengin olmamız için gereken enerjiyi Akdeniz'den sağlamak gibi bir planımız var ve Kıbrıs bu planın tam göbeğinde. Şimdi hepimizin ortak derdi refah seviyemizin yükselmesi. Burada anlaştık. Peki, siz bunun için ne yapmayı düşünüyorsunuz? Bu yoldaki dikenleri bir bir temizleyen, bizi daha zengin, daha müreffeh bir ülke kılmak adına planlar yürüten Tayyip Erdoğan'a destek mi olacaksınız? Yoksa bu yoldaki en büyük engellerden biri olan, bizi boş ve yanlış gündemlere odaklayıp hedefimizden şaş-mamıza sebep olan muhalefetin oyunlarına mı gelecek-siniz? Artık bütün dünyanın, dünyanın en önde gelen ekonomi kuruluşlarının da kabul ettiği gibi; Zenginlik, refah bizi bekliyor. Yeter ki bunun için gerekenleri yapıp, gereksizlerden uzak duralım. Karar sizin! Düşüncelerinizin Vatan - Millet - Devlet lehine pekişmesi ümidiyle... (Ercan Faraş iktidar Türkiye'yi işgal planı, 2023 ve sonrası) Ben oyunu gördüm sizde görün. (kısır çekişmeler yerine bilinçli olun, çok okuyun, başlangıç için öz bir kitap)
İktidar: Türkiye'yi İşgal Planı - 2023 ve SonrasıErcan Faras · Milli Kitaplık Yayınları · 202119 okunma
·
44 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.