48 sayfalık bu minik ama bir o kadar derin kitap, beni gün boyunca etkisi altına aldı. İlk başta çocuklar için yazılmış gibi görünse de içerdiği derinlik ve felsefi temalarla her yaş grubundan okura hitap ediyor.
Kitap, kaybolmanın anlamını sorguluyor. Kaybolmanın sadece fiziksel bir yok olma hali olmadığını, her şeyin bir dönüşüm sürecine girdiğini anlatıyor. Kaya gibi sağlam görünen taşların bile zamanla kaybolacağını, bulutların, kumların, güneşin ve hatta gecenin kaybolmasının zaman alacağını öğretiyor. Duyguların kaybolmasını da ele alıyor. Örneğin, ağlayan karın hızla eriyip kaybolacağını bilmeden daha fazla ağlayarak kaybolmayı hızlandırması gibi.
Okurken zihnimde oluşan birçok soru oluştu: Kaybolmak gerçekten bir kaybolma mıdır, yoksa dönüşüm süreci mi? Bir şeyin yok olabilmesi için önce birinin onu fark etmiş olması gerekmez mi? Ve daha da önemlisi, bir insanın kaybolmuş olması, o kişinin kaybolduğu anlamına mı gelir? Kitap, hem bir yandan hayal gücünü harekete geçirirken hem bir yandan da derin düşünsel temalarla zihinleri besliyor.
Her sayfasında farklı bir hayat dersini barındıran bu eseri, bir öğretmen olarak sınıfımda paylaşmayı sabırsızlıkla bekliyorum.