·176 syf.····Okunma: 05 Nisan 2025 18:54 Uzun zamandır eser incelemiyor olmanın içimi kemirmesiyle karşı karşıyaydım. Bu konuda ne kadar hayıflansam az kalır! Kelimelerimin içimden dolup taştığı son raddede bu eseri incelemeye karar verdim.
Evet, “Tuhaf Bir Kadın” çok sevdiğim şair Ahmed Arif’in Leyla’sının ilk kitabı. Leyla Erbil Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilen ilk Türk kadın yazar. Aynı zamanda kadın hakları söz konusu oldukça ateşli bir savunucu.
Eseri inceleyecek olursam eser içerisindeki bazı bölümlerle otobiyografik bir özellik taşımakla beraber roman türünde ortaya konmuş bir eserdir. Her ne kadar anlatıyı ele aldığımızda hikâye edebî türünün de özelliklerini üzerinde barındırıyor olsa da bu eserin roman olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Yukarıda da söz ettiğim gibi Erbil, anlatımızın kahramanı Nermin vasıtasıyla esasen kendi yaşamında izler sunuyor bizlere.
Eser dört ana bölümden oluşmaktadır: Kız, Baba, Ana, Kadın
Kız bölümünde; Nermin ilk gençlik yıllarında kendi tanımaya başlayınca düşünsel ve ideolojik olarak Sosyalizm ve Komünizm ile ilgilenmeye başlar. Bu konuda özellikle dindar annesiyle çok ters düşer.
Baba bölümünde; Nermin’in babasının kendine has şivesiyle yaşadıklarını kahraman bakış açısıyla kendinden dinliyoruz.
Ana bölümünde; Nermin’in babasının vefatıyla annesiyle biraz daha samimi anne kız ilişkisi kurduklarını görüyoruz.
Kadın bölümü son bölümüz; Nermin yoksul halkın yoksulluğa, eğitimsizliğe başkaldırmalarını, mahrum bırakıldıkları yaşam için direnmelerini ister. Bu uğurda halkı bilinçlendirmek için çaba sarf etmektedir. Hatta bu konuda kendisine saygı duyan kendi gibi aydın kocasıyla yaşadığı muhitten ayrılıp gecekondu mahallesine yerleşir. Çünkü tek gayesi halkın bilinçlenmesi ve örgütlenmesidir. Ama burjuva Nermin’in ön göremediği bir şey vardır. Yüz yıllardır böyle yaşayan halk bu durumdan memnundur. Bu konuda kendilerini bilinçlendirmek isteyen Nermin’e süreç içerisinde cephe almaya başlayacaklardır. Ve Nermin bir gün kendi gerçeğiyle yüzleşecektir:
“İşte ben dünyayı ileriye doğru değiştirmekte emeği geçenlerden biriyim diye için için devleşen ve durmadan yeni yaralar arayan, yaralarından ve devliğinden kimsenin haberi olmayan emeği eline verilmiş biri miyim yoksa”
Yaşayışından memnun halkın daha iyi şartlarda yaşaması için girdiği mücadelenin beyhudeliğini yine kendi fark edecektir. Bu uğurda sevdiği adamla karşı karşıya gelmiş ve hiç uğruna onu da kaybetmiştir.
Eserde anlatım tekniği olarak: Diyalog, iç konuşma, iç çözümleme ve geriye dönüş tekniklerinin kullanıldığını görüyoruz. Anlatım biçimi olarak öyküleme tercih edilmiş, ağırlıklı olmasa da betimleme anlatım biçiminden de yararlanılmıştır. Eserde aynı zamanda hem kahraman bakış açısının izlerini hem tanrısal bakış açısının izlerini görmekteyiz.
Eserde Mustafa Suphi’nin ölümü de ele alınmakta ve bu ölümden belgelerle söz edilmektedir.
Umarım faydalı bir inceleme olmuştur. Herkese keyifli okumalar.