İnsan, içinde ne taşıyorsa dış dünyayı da onunla yorumlar. Umutsuz olan, her yerde karanlık görür; umut dolu olan, en sert taşların arasından filizlenen bir çiçeği fark eder. Sevgiyi içinde büyüten, yüzlerde tebessümü görürken, öfkeyi içinde besleyen, aynı yüzlerde düşmanlık arar. zamanın geçişiyle insanın iç dünyası değiştikçe, gördüğü dünya da değişir. o yüzden dünya, gerçekte olduğu gibi değil ,onu görenin iç dünyası nasılsa öyledir.