·132 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Nisan 2025 05:31 İnce bir kitap oluşundan, yine siyasi mevzuların yanında bir kadından bahsettiğini tahmin etmiştim. Yağmurlu, kapalı bir günde okudum. Gayet keyifliydi.
Kitap, daha çok keyifli bir hikaye niteliğinde olup edebi veya araştırmacı bir derinliğe sahip olmasa da, ele alınan konular ilgi çekici. Özakıncı, solcu olarak görünüp tanınan, fakat emperyalizmle sıkça aynı çizgide olan yazar ve “aydınları” hedef alıyor. Türk solunda bir kliğin, hatalı bir şekilde, De Gaulle’ün Amerika’dan uzaklaşıp Sovyetler’e yanaşmasını “anti emperyalist” ve “solcu” bir duruş olarak yorumladığından, ve Avrupa/Fransa yanlısı bir solculuk takındığından bahsediyor. Dönemin işçi partisinde de böyle bir ayrım oluştuğunu belirtiyor. Bu sav enteresandır ve irdelenmelidir kanısındayım.
Yaşar Kemal, Aziz Nesin, Zülfü Livaneli ve hatta Çetin Altan gibi isimleri eleştiren Özakıncı, Uğur Mumcu hakkında - her ne kadar bazı fikirlerine katılmasa da - “onun doğruları da yanlışları da kendinindi; o, başka ülkelerin mürekkep doldurduğu dolma kalemlerle değil, kendi kurşun kalemiyle yazdı” diyor.
Ayrıca, eskiden Kemalistlere, “komünist” ithamı yapılırken, şimdi de “faşist” suçlaması yapıldığını söylüyor. (Kendisi 79 yılında yazdığı sol/Kemalist görüşlü yazılardan içeri girip 5 sene hapis yatmıştır