·192 syf.····Okunma: 07 Nisan 2025 18:39 Yunan mitolojisinin insan kahramanı Odysseus'un Troya Savaşı'ndan sonra yaşadığı talihsizliklerin hayatındaki kadın karakterler tarafından anlatıldığı ve bu anlatımların arasına Athena'nın ilahi bakışının katıldığı bir kitaptı. Tanrılar tarafından cezalandırılmış canavarlar, kikloplar, tanrıçalar ve Poseidon'un gazabıyla 20 yıl boyunca oradan oraya sürüklenip evi İthaca'dan uzak kalan ve bu sırada geride bıraktığı eşi Penelope'yle evlenme sırasına girmiş talipleri sebebiyle krallığı talan edilmiş Odysseus bütün talihsizliklere karşı kadın karakterler tarafından hep övgüyle ve bir yücelik algısıyla anlatılıyor. Şahsen Yunan mitolojisini severim ve binlerce yıl önce anlatılmaya başlanmış kahramanlık hikayelerinin kadınları yüceltmeyeceğinin de farkındayım ama yine de kadın karakter bakışından okuyup da kendilerini ne kadar güçsüz gördüklerini, o zamanki sistemin kadınları nasıl dört duvar bir zihne hapsettiğini görmek yine de kanıma dokundu. En azından kurgu olan bir kitapta bu "yüce Odysseus, beni alsın ve bana istediğini yapsın" düşüncesini statüsü fark etmeksizin her kadının aklında okumak istemezdim.
Bir yandan da yarı tanrı olmayan, dümdüz insan olan kahraman Odysseus'un tanrı sıfatıyla depremleri ve denizleri yaratan Poseidon tarafından bu denli zorbalanması da mitlere bir gerçeklik algısı katmıyor değil. Tanrı olarak bile nitelenseler, kindar tutumları insan aklından çıktıklarını gösteriyor. Kitaptaki kadın anlatıcıların "zavallı Odysseus"u, yüce tanrı Poseidon tarafından mızmız bir çocuğun oyuncağı gibi parçalanıp kenara atılıyor.