Uğur Tatar'ın "Kertenkeleler Ölmeye Mahkûmdur" adlı şiir kitabı, yazarın "Kulübelerde Vızıldayan Haikular" adlı eserinden sonraki ikinci şiir kitabı olma özelliği taşıyor. Bu kitapta Tatar, Haiku tarzından uzaklaşarak serbest şiirleriyle okuyucusunun karşısına çıkıyor. "Öldürdüğüm Tüm Böceklerden Özür Dilerim", "Eski Aşkların Koleksiyoncusu", "Ahmak-ı Hayal", "Yalnız Gezgin'in Kayıp Risalesi" ve "Aleladenin Acayipliği" olmak üzere beş bölümden oluşan kitap, bir hayalperestin iç dünyasına ve hayata dair sorgulamalarına odaklanıyor.
"Kertenkeleler Ölmeye Mahkûmdur", isminden de anlaşılacağı üzere, hayatın kırılganlığına ve geçiciliğine vurgu yapıyor. Kertenkeleler, doğadaki en savunmasız canlılardan biri olarak, hayatın zorlukları karşısında çaresizliği ve kırılganlığı simgeliyor. Bu simge, kitabın genel atmosferine de yansıyor ve okuyucuyu derin düşüncelere sevk ediyor.
Kitaptaki bölümler, farklı temaları ve duygusal durumları ele alıyor. "Öldürdüğüm Tüm Böceklerden Özür Dilerim" bölümünde, insanın doğaya ve diğer canlılara karşı sorumluluğu sorgulanırken, "Eski Aşkların Koleksiyoncusu" bölümünde geçmiş aşkların izleri ve hatıraları ele alınıyor. "Ahmak-ı Hayal" ve "Yalnız Gezgin'in Kayıp Risalesi" bölümlerinde hayallerin ve hayal kırıklıklarının insan ruhundaki yansımaları işlenirken, "Aleladenin Acayipliği" bölümünde ise sıradanlığın içindeki olağanüstülük ve hayatın absürtlüğü üzerine düşünceler paylaşılıyor.
Uğur Tatar'ın şiirleri, sade ve samimi bir dille yazılmış olmasına rağmen, derin anlamlar ve güçlü imgeler barındırıyor. Yazar, okuyucusunu kendi iç dünyasına davet ederek, onların da kendi hayatları ve duyguları üzerine düşünmelerini sağlıyor. Şiirlerde, yazarın iç dünyasının derinliklerine yapılan bir yolculuk ve bu yolculukta karşılaşılan duygusal iniş çıkışlar hissediliyor.