Puan vermedi·312 syf.····Okunma: 08 Nisan 2025 11:55 Zamanı Bükülen Gezegen, bilimkurgu, fantezi ve metafiziği harmanlayan, hem zamanın doğası hem de sevginin gücü üzerine düşündürücü temalar içeriyor. Aslında yaş grubu olarak gençleri ve çocukları hedef alarak kaleme alınmış olmasına rağmen çok keyifle okuduğumu söyleyebilirim. Kitap Madeleine L’Engle’nin Zaman Dörtlemesinin üçüncü kitabı. İlk iki kitabı da okudum ancak Zamanı Bükülen Gezegen konu ve kurgu itibariyle ilk üç kitap içinde en derli toplu olanıydı.
Kitabın baş kahramanlarından Meg Murry, ailesi ile Şükran Günü yemeğindeyken babasına bir telefon gelir. Telefonun diğer ucunda ABD Başkanı vardır ve bilim danışmanı olan Meg’in babasına dünyanın nükleer bir savaşın eşiğinde olduğu haberini verir. Vespugia isimli Güney Amerika ülkesinin Mad Dog isimli çılgın başkanı dünyayı nükleer savaşla tehdit etmektedir. Ülkeler arası gerilim yükselirken, Meg’in küçük kardeşi Charles Wallace doğaüstü yetenekleri ile zamanın ve kimliğin sınırlarını aşarak geçmişe müdahale eder.
Charles Wallace, zaman içinde farklı bireylerin zihnine girerek onların yaşamlarını deneyimlemeye başlar. Bu kişiler arasında Güney Amerika’da yaşayan yerli halktan bir genç, Kuzey Amerika’da bir çiftlikte yaşayan bir çocuk ve tarihsel süreçte önemli rolleri olan bireyler yer alır. Charles Wallace, bu bedenler aracılığıyla geçmişte yapılan yanlışları düzeltmeye, insanlık tarihini farklı bir yöne çevirmeye çalışır. Meg ise Charles Wallace ile zihinsel bir bağ kurarak ona sürekli destek olur. Olaylar, geçmişte yapılan küçük seçimlerin, gelecekteki büyük yıkımları önleyebileceği fikri etrafında gelişir.
Zamanı Bükülen Gezegen, bireysel eylemlerin kelebek etkisini merkeze alırken, aynı zamanda sevgi, umut ve insanlık onuru gibi kavramları yüceltiyor. Romanın zaman yolculuğu temasına getirdiği yenilik, karakterlerin fiziksel olarak değil, bilinç yoluyla geçmişi deneyimlemeleri ve değiştirmeleri üzerine kurulu. Bir aile masasında başlayan hikaye, kıtalar arası bir tarihsel yolculuğa dönüşüyor. Romandaki mitolojik öğeler, özellikle Galce efsaneler ve şiirler ise eserin atmosferini güçlendiriyor.
Madeleine L’Engle, bu kitapta yalnızca bilimkurgu unsurlarını değil, tarihin ve efsanenin yankılarını da ustalıkla işlemiş. Serinin önceki kitaplarına kıyasla daha geniş bir ölçeğe yayılan bu hikaye anlatım açısından da oldukça akıcı.