Kardan Adamın Külleri yazardan okuduğum ilk kitap oldu. Çok akıcıydı ve başladığım gibi bitirdim
Evladını kaybeden Devin’in o buhranları buram buram hissediliyordu. Normal bir polisiye romandan farkı da buydu aslında, hikayeyi acılı bir annenin açısından okuyoruz ve olayları çözmek şahsi bir hal de alıyor.
Ama Devin’in “güçlü durma takıntısı” beni çok yordu. Her şeyi şahsi algılaması, beceriksizliğine vurgu yapılıyor sanması ve sürekli kendini baskılaması biraz darladı Çaresiz bir anne gibi görünmekten korktuğu için kırmızı ruj ve stilettolarına sarılması… Gerçi sarılacak biri de yoktu etrafında
Ama dediğim gibi Devin’in sert olma hevesi yorucuydu. Devin ve annesini Asrın’ın kaçırılmasına pek odaklanmış halde göremedim
Devini denklemden çıkardığımızda ise sizi heyacanlandıran bir polisiye kalıyor. Uzun bir süre ipucu bulunamayan bu olayda her ufak detayı polisler gibi önemsemeye ve birleştirmeye çalışıyorsunuz (yana kaydıkça benim teorileri görebilirsiniz dkdkdk)
Benim için kitabı daha da gerçekçi kılacak tek unsur Devin’i darlayan habercilerin olması olurdu. Zaten davalarına baktığı ve bulunamayan iki çocuğun üzerine bir de kendi evladı kaçırılıyor. Tüm muhabirlerin Devin’in kapısında falan yatması lazım.
Kardan Adamın Külleri yazardan okuduğum ilk kitaptı ama son olmayacak