Hakkari'de bir köye atanan bir öğretmen. Zaten bu konuyu sağmaktan bıkmadık, hala daha sanatsal filmlerimize konu olur, o zamandan bu zamana güncelliğini hiç yitirmemiştir. Bu kadar eleştirel kitaplardan ve filmlerden sonra acaba bir iyileşme oluyor mu bahsedilen sorunlarla ilgili? Umarım oluyordur. Umarım o insanların hayatları üzerinden üretilen duygu sömürüsü sanat eserlerinden fazlasıdır okuduklarımız ve izlediklerimiz.
Oradaki hayatın fiziksel zorluklarıyla beraber daha derin manevi zorluklarını, kanunsuzluğu, yargısızlığı, eğitimsizliği, töreyi, olmayan sağlık sistemini aktarmasını, verdiği mesajları beğendim. Kitap çok dolu. Döneminde yasaklanmasına da şaşırmadım, yeriyor sistemi, yöneticileri, yaşam şartlarını ve insanlarını da yargılıyor. Ama dili hiç bana göre değilmiş. Yazarın diğer eserleri de böyle mi bilmiyorum. Bu kitap şiir gibi yazılmış bir hikayeydi. Dili derinliksiz, anlatısı kapalı. Üyesi olduğu Maviciler'in şiire ve sanata yaklaşımı da bu şekildeymiş. Normalde duygusal aşırılıkları sevmem okurken ama burada daha fazlasını aradım. Yani çok önemli şeyler vardı anlatabileceği, detaylandırabileceği. Sanki hep eksik kaldı.
Bir de rahatsız edici bir bölüm var ki,hayal ettiği bir şey, keşke onu hiç yazmasaymış. Başından saygı duyduğum yazardan ister istemez soğutuyor. Otobiyografik bir yanı da varmış kitabın ama gerçekle kurgu ne kadar ayrılıyor bilmiyorum. Özellikle eğitmenlerin okuması gereken bir kitap bence. En sevdiğim yanlarından biri kendisinden hep hem öğretmen hem öğrenci olarak bahsetmesiydi.