Lotus kitaba bir kez daha beni inanılmaz bir yazarla tanıştırdığı için teşekkür ederek başlayayım. Aynı zamanda Tayfun Kartav'ın çevirisi için. İncelemelerde çevirmen ve yayınevlerine gereken övgüyü göstermek gerektiğini düşünmekteyim.
Öncelikle önsözü okuduktan sonra bir gün ara verdim. Önsöz beni kendine aşık etti çünkü. Alabildiğine samimi, içten ve derli toplu. Okudukça ilk defa bir başucu kitabım oldu sanırım demeye başladım. Yazar öğretim üyesi olup, edebiyat ve kitap okuma öğretimi üzerine dersler vererek araştırmalar yapıyormuş. Umarım diğer kitapları da çevrilir ve biz bu eşsiz hazineden faydalanabiliriz. Derslerine katılabilmeyi çok arzu ederdim.
Dört bölümde hayatın içinden her konuya değinmiş yazar. Kitap okuma, yazgı, yaşlılık endişeleri, bilgelik, ebeveynlik... Zaman içerisinde yaptığı okumalar, izlediği filmler ve hayatından aktardığı kesitlerle (ki eşi ile olan anekdotlarına ayrı hayran kaldım) kaleme almış her bir bölümü. Okurken keyif aldığım kısım eleştirilerin nefret saçmaması, eşine olan aşkını sulu sepken belirtmemesi, anlatacağı şeyleri felsefe yapıyoruz burda diyerek karman çorman bir ip yumağı halinde önümüze atmatan açık, kısa ve samimi bir şekilde ifade etmesi. Felsefe benim en zorlandığım alandır. İlk defa bu kadar açık bir şekilde belirdi önümde. Sanki üniversiteden bir hocamla bir yerlerde karşılaşmış, onunla hayata dair sohbet ediyormuşuz, bana deneyimlerini aktarıyormuş gibi hissettim. Yazar okur ilişkisinden çok okuma arkadaşımmış gibi. Yeni bir okuma arkadaşım var diyebilirim. Daha çok okunmayı ve daha fazla çeviriyi hakeden yazarlardan. Keyifli okumalar.