Londra’da,alkolün pençesinde yaşayan,40 lı yaşlarındaki Sasha,yaşadığı hayattan sıkılarak yıllar önce yaşadığı Paris’e geri dönüyor. 1930’ların Paris’inin dumanaltı barları,kafeleri,ucuz otel odalarında tek başına hayata tutunmaya çalışan Sasha,aynı zamanda yaşadığı ikili ilişkilerle de günden güne sarsılıyor.
Kaleme alındıktan yirmi yıl sonra basılan,basıldıktan sonra da büyük yankılar uyandırdığını okuduğum kitap maalesef bende aynı yankıyı uyandıramadı. Konusu itibariyle çok severek okuyacağımı düşünerek,”ölmeden önce okunması gereken 1001 eser”arasından seçip almıştım. Hikaye beni maalesef içine çekemedi,hep bir şeyler eksik gibiydi.