Gönderi

Yaşamın gibi ölümün de sıra dışı oldu Isadora…
Puan vermedi·460 syf.··
2025 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2025 12:13
1877-1927 yılları arasında yaşamış Amerikalı dansçı Isadora Duncan’ın yaşam öyküsünü okudum. Günümüzde modern dans olarak adlandırılan sanat dalının hiç bilinmediği bir dönem. Kaskatı korse giyilen, ağır şapkalar takılan kadın giyiminin karşısında uçuş uçuş tüller içinde sahnede yalın ayak doğaçlama dans eden, kafasını Antik Yunan mitolojisine, Hellenistik kültüre takmış, doğadan ilham aldığını söyleyen genç bir kız. İrlanda göçmeni yoksul, babasız bir ailenin en küçük kızıdır Isadora. Kardeşlerinin çaldığı piyano eşliğinde dans ederek ve büyük bir sanatçı olmanın hayalini kurarak geçer çocukluğu. Anne, parasızlıktan dört çocuğunu toplar, Avrupa’ya kapağı atarlar. Paris’te beş parasız, derme çatma pansiyon odaları, sefil tiyatro kumpanyaları ve turneleri. Isadora’nın içindeki ışık, hani ne denir, yıldız ışığı, kolayca dikkat çekmesini sağlar. Sahneye çıkar. Kısa sürede şöhret olur. Dönemin en önemli entelektüel kesimi onu el üstünde tutar. Paris’te Rodin’le tanışır. Colette onu her gün izlemeye gelir ve ona hayranlık mektupları yazar. Berlin’de Zweig, Nabokov, Gorki gibi isimlerle arkadaş olur. Avrupa’nın büyük kentlerinde saygın bir konuma yükselir, küçük kız çocuklarına yönelik dans okulu açar, dans eğitmenliği yapmaya başlar. Son derece sıra dışı bir kişiliktir Isadora. Şöyle ki, yoksulluktan gelmesine rağmen aç gözlü değildir. Bayağı zevklerden uzak, doğuştan entelektüel bir yapısı vardır. Özgür yetiştirilmiştir. Dansın, kadın özgürlüğünü temsil ettiğini savunur. Ayrıca dansın bale gibi kalıplara sokulmasından hoşlanmaz. Evliliğe tamamen karşıdır. İki çocuğunu da evlilik dışı dünyaya getirir. Çocuklarının babasının evlilik talebini defalarca reddeder. Hayatında baba figürü hiç yoktur. Aile kavramına, tanrıya, dini ritüllere inanmaz. Gerçek bir ateist, gerçek bir kural tanımazdır. Marksizme olan eğilimi, dönemin taze kurulmuş Sovyet Rusya’sına büyük hayranlık beslemesine sebep olur. Buraya kadar, sıra dışı olsa da tutarlı bir yaşamı ve kişiliği vardır. Sebat ederek sanatında başarıya ulaşır, anne olmaktan çok hoşnuttur… Ta ki, iki küçük çocuğunu taşıyan araba Seine nehrine yuvarlanana kadar. İki çocuğunu bu korkunç kazada yitirir Isadora. Bu olay onun bir daha asla düzelmeyecek şekilde çöküşüne sebep olur. Yaşamaya, dans etmeye devam eder ama bir bakıma aklını yitirir. Hayatla bağları zayıflar… Esasında, arabalarla ilgili çok acı bir kaderi vardır Isadora’nın. Elli yaşındayken, üstü açık bir arabanın tekerleğine dolanan şalının boynunu kırması sonucunda ölür. Çocuklarının ölüm şekliyle benzeşir onun vefatı. Yaşamı, sanatı ve ölümüyle unutulmayan kadınlardan biri Isadora Duncan. Zamanının ötesinde, öncü ve ilham verici. İyi ki okudum dediğim biyografilerden biri oldu. 20. yüzyıl başlarının bütün göz alıcı sanatçıları ve edebiyatçıları sayfaların arasındaydı. (Hepsi de Isadora’nın ya arkadaşı ya da aşığıydı.) Kitabın Fransızca’dan tertemiz çevirisi ise Mandarinler’in de çevirmeni İlkay Kurdak’a ait.
1000Kitap
Isadora DuncanMaurice Lever · Everest Yayınları · 200421 okunma
·
99 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.