Gönderi

Puan vermedi·432 syf.··
2025 233. kitabı
Beğendim.... Tasavvufun tamamı edeptir. ''Müzekkin Nüfus... Nefisleri temizleyen demektir. Yıllar önce tasavvuf dünyasına bu kitapla adım attım diyebilirim ve hiç bir şey bilmeyen biri olarak içindekiler beni inanılmaz etkilemişti. Müzekkin Nüfus'u okuyana kadar bir nefsin varlığından bile haberim yoktu ve onu terbiye etmenin gerekliliğini bu kitaptan öğrendim. Allah razı olsun Eşrefoğlu Rumi'den ve bu kitabı elimize gelene kadar kimler emek verdiyse cümlesinden.. Verdiği kurtuluş reçetelerini bile izah eden güzel bilgiler içeren bir eser. Rumi eserinde, söylendiği gibi; önemli olan keramet değil, istikamettir. Yüce Allah kullarından ziyadesiyle istikamet beklemektedir. İstikamette olmanın ana şartlarından birisi de Kur'an ve Sünnet'in gösterdiği dümdüz ve emin yolda ilerlemektir. Eserde bazı tasavvuf büyüklerinin, ariflerin, dervişlerin hayatlarından kıssalar da aktarılmıştır. Kur'an ve Sünnet-i Seniyye'den deliller aktarıldıktan sonra - veya önce- konuya dair din büyüklerinin hayatlarından kıssalar da aktarılmıştır. Kıssalarda coşkunluktan ziyade sadelik ön plandadır. Yazar, eserin girişinde belirttiğine göre; bazı konuları sadece işin manevi anahtarına sahip ariflerin anlayabileceğini beyan etmiş. Eser; İstanbul'un fethinden 5 yıl önce, 1448'de yazılmış, sade ve akıcı bir dil kullanmıştır. Ayrıca konularla alakalı, Kur'an'ı Kerim'den çeşitli âyetler ve Peygamber Efendimizin hadis-i şeriflerine yer vermiştir. Menkîbeler, hikâyeler ve duygu ve düşünceleri anlatan dizelere de yer vererek; okuyucunun dikkatini daha fazla çekmeyi başarmış. Kamil bir insan olabilmek adına bu eser bizlere güzel bir reçete.'' ''Şimdi, zaman azdı ve kardeşlerin halleri döndü; haksızlık, azgınlık, serkeşlik ve münafıklık çoğaldı. Meşayih kalmadı. Beyler zalim oldular. Kadılar rüşvet yer oldular, ilme uymaz oldular, ilmi kendi havalarına çeker oldular, müderrisler fâsık oldular, tefsir ve hadis medreselerde okunmaz oldu, fakihler ve din ilmini bilen kişiler az kaldı, vâizler dünya için mescitlerde vazedip akçe toplarlar, ilimle beyler kapısında rağbet bulmayan dânişmendler şeyhlik tarikini tutup yüze gülerek halkın dünyasını alır oldular ve ağızdan Meşayihin o hale münasip sözlerini ezberleyerek meclislerde söylemeğe ve kendilerini halka ehl-i hal bildirmeye ve insanlara kendilerini sevdirmeye çalışır oldular, talip denilenler de ârifler donunu giyerek zikir meclislerinde susmaya ve riyakârlığa başladılar, halkın yemeğini gözetir oldular. Çok kişilerin halleri buralara kadar erişti. Gerçi, arada sükût hayırlıdır demişler. Nitekim, Cafer-i Sadık zamanında kendi müritlerinden ve sevdiklerinden çekilip tenha bir zaviyeye girip oturmuş. Müritleri ve muhipleri, bulunduğu mağara kapısına varmışlar ve: – Yâ şeyh! Kerem buyur, yine bizim aramıza gel, bize nasihat eyle, mübarek nefesiniz bereketi ile ola ki bu bizim ölü gönüllerimiz dirilir. Bizim necatımıza sebep olursunuz, dediler. O sultan şöyle cevap verdi: – Bu zaman, ağız açmayıp dilsiz gibi olacak zamandır. O zaman ki Cafer-i Sadık zamanı idi. Öyle olunca, bizim zamanımız şimdiki zamandır. Hicret-i Resûl aleyhisselâmın 852. Yılıdır (milâdi 1431). Ve bu mübarek Ramazan’ın son on günüdür. Yani, bu kitap o tarihte cem’ oldu demek olur. Bize de bu zamanda uzlet lâzımdır ve evde dilsiz gibi oturup halka karışmamak elbette lâzımdır. Bunun için, bu fakir dahi nazar ettim ve gördüm ki, bu bizim müritlerimizin ve kardeşlerimizin halleri de bir türlü oldu. Dünya muhabbeti üzerlerine galip geldi. Nefs-i emmârenin çirkin huyları ile huylanmaya başladılar. Gelin şimdi bu yaramaz huyları bırakın, Allah’tan korkun ve Resulden utanın ve Meşayihin sırrını hazır görün deyince, mihnet eder oldular. Bu toplumun hallerinin buraya eriştiğini gördüm, ben de bunların aralarından uzlet edip çıktım ve kendimi gurbete bıraktım. Bu gurbet içinde avam dilinden nice nice nükteler işittim. Cahiller elinden nice nice zehirler içtim. Nice kere, bu hallere düşen kardeşlerime şefkat gözü ile nazar ettim. Bunların necatlarına sebep olur ümidiyle bu kitabı tamamen Türkçe olarak toplayıp derledim ki, faydası umumi olsun. Bu kitapta tefsirlerden, hadislerden ve bazı sahabe-i kiram sözlerinden ve bazı kibar-ı meşayih menkıbelerinden ve kendi ahvalimden münasip düşenleri söyledim. Ümit ederim ki, bu hallere tutulan kardeşler ve o nefs-i emmârenin bendine esir olan biçareler bu kitabı okuyalar veya okutup dinleyeler ve kendilerinin huylarının cehennem huyları olduğunu bu kitapta görüp işiteler ve bileler. İnsaf edip Allahtan korkalar ve Resul’den utanalar ve Meşayihin sırrını hazır görerek o yaramaz huyları terk edeler. Nefis emmâreliğinden kurtularak kendilerini mutma’inne lik makamına eriştireler, Allah'ın rahmetine ve Resul’ün şefaatine ve Meşayihin himmetine lâyık olalar ve bu hakir müellif ki ABDULLAH BÎN MUHAMMED-ÎL-MISRIYYIRRUMÎYYÎL- KADİRİ'yi duadan unutmayalar, inşa’allahu Teâlâ. Bi-avnillah cem'olan bu kitap, insanı terbiye ederek emmârelikten mutma'inneliğe döndürmek ve IRCÎ'IY hitabına kabiliyet kazandırmak için faydalı olması temenni ve ümidi ile, iki bölüm halinde tertip olunmuştur. Bu kitaba MÜZEKKÎN-NÜFUS adı verilmiştir. Her kim ki bu kitabı okur veya okutarak dinler ve bu kitabın içinde bulunan nasihatleri kabul ederek onunla amel ederse, şüphesiz nefs-i emmâreliğinden kurtularak mutma'innelikte karar tutacak ve IRCI'IY hitabı yukarıda anlatıldığı veçhile kendisine de gelecektir. Her gerçek mürit, sadık, muhip ve âşık bu kitabı sıdk ile ve ihlâsla okur veya okutarak dinlerse, elbette onun gönlüne bu tarik-i meşayihten ve netice-i aşktan bir nur hâsıl olacaktır ki, o nurla durumlarının muhasebesini yaparak kendilerinin ne sıfat üzere bulunduğunu da göreceklerdir. O nur, kendilerine delil olacak ve gönülleri yüzünü iki cihan muradından bi-avnillah hakka teveccüh ettirecektir. Bu kitap, iki bölüm üzerine tertip olunmuştur. Birinci bölümünde dünya muhabbetini ve bu muhabbetin sebeplerini, dünyayı sevmenin ziyanlarını, bu sevgiyi terk etmenin faydalarını, dünyanın misalinin neye benzediğini, dünyaya muhabbet ederek dünyalık toplayanların misalinin de neye benzediğini ve nefs-i emmârenin sıfatları bildirilecektir. İkinci bölümde, nefs-i emmârenin nasıl terbiye olunacağı, şeyhlik mertebesinin ne olduğunu ve makamı, müritlik makamı ile şartları ve edepleri, zikrullah ile meşgul olmak, çile ve halvet çıkarmak nasıl olacağı ve hazrete çağrılmak meselelerini beyan edecektir. Ve billah-it-Tevfik.''
Duygu ve Düşünce
Müzekk’in-NüfusEşrefoğlu Rumi · Ataç Yayınları · 2017891 okunma
76 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.