Gönderi

Monte Kristo Kontu: Beklemek ve Umut Etmek
Puan vermedi·1552 syf.··
2025 1. kitabı
·
116 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2025 08:16
Bir düşünün. 19 yaşında denizcilik kariyerinde yavaş yavaş ilerlemeye, gelişmeye başlayan çalışkan, güzel huylu, düşünceli bir gençsiniz. Babanızın izinden yürüyor, bununla gurur duyuyorsunuz. Sevdiğiniz biri var onunla güzel bir hayat kurmayı planlıyor, çok güzel bir gelecek hayal etmekten kendinizi alamıyorsunuz. Ama insanoğlunun en büyük düşmanı başka bir insanoğlu sizin bu masum hayallerinizi yıkmanın pis düşüncelerine sahip. Ve ne yazık ki bu insanların hasetleri, kini sizi adaletsizce kötü bir yaşama sahip olmanıza sebep olabilir. Bir insan değer verdiği her şeyi bu kötü insanlardan dolayı kaybetmesine rağmen bu adaletsizliğe karşı sabrını ve saygınlığını nasıl koruyabilir? Onca acıya karşı ümitsizliğin en dip kuyularında o insan, aklını nasıl koruyabilir? Sevgili Edmond Dantès; dürüst, çalışkan, sevdiklerine çok bağlı genç bir denizcidir. 19 yaşındadır ve hayatının en mutlu dönemini yaşamaktadır. Babasını gururlandırmakta, işinde yükselmekte ve güzel Mercedes’le evlenmenin hayalini kurmaktadır. Ancak kıskançlık, hırs ve çıkar uğruna üç kişi... Fernand, Mercedes’e âşık olan bir akrabası; Danglars, Edmond’un terfisini kıskanan bir gemi muhasebecisi; ve Caderousse, durumu bilen ama susan bir komşu, hedefi sadece mutluluk olan bu genç adamın hayatını hem zihninde hem de gerçekte zindana çevirir. Bir iftira mektubuyla Edmond, kralcı olmakla suçlanır ve tam da düğün gününde, hayatının en mutlu olması gereken gününde, polisler tarafından alıkonur. Bu iftira; Fernand, Danglars ve Caderousse’un kıskançlıklarıyla kendi küçük çıkarlarını koruma isteklerinin karanlık bir sonucudur. Edmond, hiçbir yanlış yapmadığını biliyor ve adaletin er ya da geç yerini bulacağına yürekten inanıyordu. Onu sorgulayan kraliyet savcısı Villefort’a her şeyi olduğu gibi anlatmış, ondan dürüstlük ve samimiyet beklemişti. Ama kötülük bazen en beklenmedik yüzlerden çıkar. Villefort, kendini korumak uğruna Edmond’u feda etti. Dantès, daha 19 yaşındayken If Şatosu’nda karanlık bir zindana hapsedildi. İlk zamanlarında umudu hiç tükenmedi; çünkü haklıydı, suçsuzdu, adalet elbet bir gün gelecekti. Ama zaman geçtikçe, masumiyetin her zaman korunmadığını, bazı gerçeklerin karanlıkta saklı kaldığını öğrendi. Dünyada kötülüğün olduğu yerde adaletin sesi çoğu zaman kısılırdı. Zindandaki yılları boyunca tanıştığı Rahip Faria, Edmond için yalnızca bir hücre arkadaşı değil; bir öğretmen, bir rehber ve bilgelik kaynağıydı. Faria yalnızca bilim, tarih, felsefe ve dil öğretmedi; ona düşünmeyi, sabretmeyi ve hayata başka bir pencereden bakmayı öğretti. Küllerle ve şarap posasıyla mürekkep yapan, demir parçalarıyla kazma üreten, duvarlara ansiklopedi yazacak kadar üretken olan Faria, “çıkış yok” denilen yerde yol bulan bir dâhiydi. Onun zekâsı ve kararlılığı, Edmond’un o karanlık zindanda bile aydınlığı görmesini sağladı. Çünkü Faria biliyordu: Çözüm yok diye bir şey yoktu; çözüm aranırsa bulunurdu. Çaresizlik yoktu; çare aranırsa bulunurdu. "Felsefe öğrenilmez; felsefe edinilen bilgilerin onları uygulayan dehada bir araya gelmesi, İsa'nın cennete yükselmek için ayağını bastığı parlak buluttur." Ömrünün en acılı, fakat aynı zamanda aklını ve kalbini bilgelikle aydınlatan 16 yılının ardından hapishaneden kaçmayı başaran Edmond, büyük bir hazineye ulaşır ve Monte Kristo Kontu kimliğiyle yeniden ortaya çıkar. Artık sadece bir adam değildir; zekâsı, planları ve gücüyle adaleti kendi elleriyle sağlayacak bir figür hâline gelmiştir. Onun varlığı, etrafındaki herkesi etkileyen bir güç taşırdı. Yanından geçen herkes onu yalnızca büyük biri olarak görmez; ona saygı duymayı bırakın, neredeyse sevmeyi bir zorunluluk olarak hissederdi. Sosyetenin en üst katmanlarında bile dokunulmaz bir yere sahipti. İnsanları bir bakışıyla sarsabilecek, bir sözüyle alt edebilecek bir konumdaydı. Onu bu noktaya taşıyan şey ise yalnızca yaşadığı kayıplar değil; aynı zamanda içinden hiçbir zaman silinmeyen adalet inancı ve insanın kendi kaderini değiştirebileceğine dair taşıdığı derin umuttu. Her şeyinizi kaybetmiş olabilirsiniz. İçinde bulunduğunuz durumdan çıkış yok gibi görünebilir. Gözlerinizi açtığınızda etrafı karanlık görebilirsiniz. Ama bilmelisiniz ki, görebilen tek yer gözler değildir. İnsan en çok yüreğiyle dokunur, yüreğiyle görür. Monte Kristo Kontu, beklemeyi ve umut etmeyi öğreterek, bu iki kavramın insanlık için ne kadar kıymetli olduğunu bize en sade ama en derin haliyle anlatır. Kitabı okumadan önce, arka kapağındaki özet bana oldukça sıradan gelmişti. Ama kitabı bitirdiğimde, anladım ki insanı asıl mutlu eden şey; yaşadığı iyilikler ve mutsuz eden şey de yaşadığı kötülükler değil, bu hayattaki geçiciliği fark edebilmek ve yine de umudunu kaybetmemektir. Edmond Dantès’in Monte Kristo Kontu’na dönüşme süreci, bize sadece bir intikam hikâyesi değil, sabrın, zekânın ve kalpten gelen inancın neler başarabileceğini de gösteriyor. Edmond ve Monte Kristo Kontu size çok şey öğretecek. Özellikle görmek için gözleri değil, kalbi ve aklın gücünü kullanmayı... İyi okumalar.
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202037,1bin okunma
·
74 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.