Olaya bodoslama olarak konusundan başlamak istiyorum. Hikaye yüniversitede okuyan Zoe'nin arkadaşının gizemli, manyak bir katil tarafından katledilmesinin ardından yakın zamanda dul kalan teyzesi Marianna'yı arayarak korkusu yüzünden onu yanına çağırmasıyla başlıyor. Bence bu istek bile başlı başına şüpheli ama olsun. Hatta Zoe arkadaşıyla en son yaptığı konuşmasından katile dair bir tahminde bulunup bunu Marianna'ya da anlatıyor ve bu malum kişi de Yunan tragedyası öğretmeni Edward Fosca işte.
Sonra Marianna bu fikri benimseyerek kendi kendine katilin foyasını ortaya çıkarmaya çalışıyor. Hayır derdi neyse çok düşünüyorsan Zoe'nin akıbetini al kızı git oradan ne bileyim üniversite kaydını başka yere aldırın ya da ara versin bir yıl okula ama yok illa burnunu her halta sokacak. Gerçi gitmemesi bir noktadan sonra iyi oldu ama yine de bu onun mallığını telafi etmez çünkü kitap boyunca daha ne potlar kırıyor bir bilseniz.
Neyse her şeye rağmen romanın hikayesi oldukça sürükleyiciydi ve insanı içine çekiyordu, öyle ki hiç ara vermeyi düşünmeden kısa süre içerisinde bitirmeyi başardım. Kitap boyunca Yunan tragedyaları da vardı yer yer ve bu ilginç bir hava katmıştı hikayeye özellikle de cinayetlerin onlarla bağdaştırıldığı düşünülecek olursa.
Ama beni en çok sinir eden şey neydi biliyor musunuz: ana karakter. Kadın bir kere çok inatçı, fazla meraklı ve oldukça patavatsız, bir şeylere bodoslama dalmak gibi bir özelliği var (evet ben de ona hitaben inceleme girişini öyle yaptım zaten) ve Edward Fosca katil diyor da başka bişey söylemiyor. Hayır insan başkalarından da şüphelenir biraz ama yok dediğim dedikçinin sözlük karşılığı adeta Marianna. Ve sana bir tavsiye karşındaki akraban ya da eşin olsa bile kimseye güvenme yani ben önden uyarayım da.
Her dedektiflik romanında olduğu gibi Yitik Kızlar 'ı okurken de pek çok kez kafamda olayları tartarak katili bulmaya çalıştım. Bilirsiniz böyle kitaplarda bize sunulan ve neredeyse sonuna kadar yazarın suçlu olduğuna inanmamız için uğraştığı kişi aradığımız zanlı çıkmaz, aslında gerçek katil hiç beklemediğimiz birisidir. Keza bu seferde de büyük bir ters köşeyle karşılaştık. Yazar başından beri katilin erkek olduğunu düşünmemizi istedi ve bu düşünceyi hem kahraman ile hem de kimin yazdığı belirsiz olan fakat suçlunun kaleminden çıktığı sonucuna vardığımız günlük benzeri, anılar içeren bir çeşit itiraf yazıları vasıtasıyla bizim öyle düşünmemizi sağladı. Hem de bu kişiyi bize Edward Fosca'ymış gibi gösterdi...
Şimdi ben zaten katilin Fosca olmadığına emindim çünkü bu, bu kadar basit olamazdı her ne kadar yazar aksi için uğraşsa da. Onun dışında kahramanımız Mariana hariç karşıma çıkan her karakter olası suçlulardı ve zamanla onları elemeye başladım. Bir şekilde - daha doğrusu belirsiz ama bı o kadar da güçlü bir sezgiyle - katilin Zoe bile olabileceğini düşündüm yani neden suçlu bir erkek olmak zorundaydı ki illa? Ama o yazılar bu düşünceme gölge düşürüyordu bu yüzden ben de erkek karakterlere yoğunlaştım ve Fred böylelikle en büyük şüphelim haline geldi.
O itiraf parçalarında geçen ve aynı anda birkaç karakterin geçmişiyle benzerlik gösteren noktalar vardı; Fosca ve Fred'in hayatından. Eh son ana kadar yazar bir şüpheli olarak Edward Fosca'dan kurtulmamıza izin vermedi diyebiliriz. Ama benim için Zoe'den sonra katil için en büyük aday Fred'di ve ben Mariana ve Zoe nehrin karşısındaki kulübeye gittiği o son ana kadar da onları takip eden Fred'den şüphelenmeye devam ettim.
(Büyük SPOİLER geliyor şimdi katilin kim olduğunu patavatsızca yazmışım sürprizi kaçsın istemiyorsanız burdan sonrasını okumayın!)
Manyak katilimiz Zoe çıkınca şaşırdım mı evet. Ama haklı çıktığım için sevinmiştim de sadece sebebim yanlıştı o kadar. Zoe ve Sebastian arasındaki gerçekler beni o kadar tiksindirdi ve ihanete uğramış hissettirdi ki anlatamam, Mariana'dan daha çok yıkıldım. Hele yedikleri tüm o haltların üstüne bir de yaptıkları iğrenç plan ben de ölü adamı gidip tekrar öldürme ve sağ olan o şıllığı da güzel bir silkme isteği uyandırdı. Keşke sonunda Mariana ve Zoe arasındaki hesaplaşma ucu açık bırakılmasa ve Fred'le bir gelecekleri olacağına dair güvence verseydi yazar bize.
(SPOİLER SONU)
Yani genel olarak kitabi sevdim, dediğim gibi özellikle ana karakterin bir takım davranışları sebebiyle yer yer sinir olsam da yine de güzeldi. Katil kim? sorusunun cevabı oldukça şaşırtıcıydı, bayağı uzun soluklu bir planın parçasıymış meğersem her şey ama ne dediğimi anlamak için kendiniz okumalısınız elbette.
O en son kısım beni pek tatmin etmese de yine de öneririm.