Ruh Diyarı, Kendini Kurban Eden Bir Gelin ve Deniz Tanrısı
7/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2025 53. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2025 01:26
Hikayemiz bir Kore mitolojik hikayesinin yeniden uyarlaması haliyle eski bir dönemde geçiyor ama aynı zamanda fantastik öğelere de sahip. Mina köyde yaşamını sürdüren sıradan bir kız fakat fırtınalar ve denizin öfkesi insanlara zor zamanlar yaşatıyor. Evvelden beri halk taptıkları Deniz Tanrısı'na her yıl yeni gelinler yollayarak bu felaketleri tamamen durdurmanın yolunu arıyorlar, bu senenin gelini de Shim Cheong adında güzeller güzeli bir kız. Ama şöyle bir sorun varki Cheong ve Mina'nın abisi Joon birbirlerini seviyor ve tam kızın kurban edileceği gün Joon Cheong'un peşinden gizlice tekneyle denize gidiyor. Abisinin yokluğunu fark eden Mina'da ne yaptığını tahmin ederek onu takip ediyor. Tekne iki kaçak yolcusuyla birlikte denizde ilerliyor ve Deniz Tanrısı'nın hizmetkârı olan ejderha ortaya çıkarak gelini almak üzere beliriyor. Sevdiği adamın orada bulunması ve onu kaderinden korumaya çalışması Cheong'u tereddüte düşürüyor ve ikisinin bu halini gören Mina'da sırf onlar birlikte mutlu bir hayat yaşayabilsin diye kendini feda ederek ehderhaya onun yerine Deniz Tanrısı'nın gelini olacağını söylüyor. Bu şekilde Mina ejderhanın peşi sıra denize atlayarak tanrının yaşadığı Tayflar Diyarı'na gidiyor ve hikaye de bu şekilde başlamış oluyor. 〜〜〜〜〜〜〜〜〜〜〜〜〜〜 • Sevdiğim Yönleri= * Ben böyle tarihi hikayeleri severim özellikle de Uzak Doğu taraflarınınkileri çünkü onların kültürü ve mitolojisi beni kendine çekiyor. Herkes benimle aynı düşüncede olmayabilir ama bu benim için artı bir yöndü. * Masallar, efsaneler ve onların yeniden uyarmalırını da okumaktan büyük bir zevk alırım. Bu kitapta bir Kore halk hikâyesinin uyarlama haliydi o yüzden oldukça keyif aldığımı söylemek istiyorum. İçinde romantizm bulunması da cabası. * Bu arada hani Mina Deniz Tanrısı'nın gelini olacak ya benim aklıma direkt olarak The Water Dragon's Bride, Vol. 1 (Suijin no Hanayome) isimli manga geldi ve öyle birşey bekledim çünkü orada da Asahi adındaki ana karakterimiz Su Tanrısı'nın gelini olmak için kurban ediliyordu. Ama neticede birbirinden çok farklı çıktı hikayeler yinede ikiside güzeldi ve bunu sevdiyseniz dedigim mangaya da bir göz atabilirsiniz. Ve şöyle ki kitabın ilk başlarında yani Mina'nın Tayflar Diyarı'na geldiği o ilk an bana aşırı derecede Spirited Away'daki Chihiro'nun ruhlar dünyasına gittiği zamanı hatırlattı. Yani bomboş sokaklardan tutun, sahipsiz dükkanlara ve yeni pişmiş cezbedici yemeklere kadar o kadar çok şey birbirine benziyordu ki biran kendimi filmin o sahnesinde buldum. Yani Spirited Away sevenler bence bu kitabı da sevebilirler burda Haku yok belki ama Shin'imiz var o da iyidir. Genel olarak hikâyeyi sevdim diyebiliriz fakat bazı hoşuma gitmeyen ya da en azından bir yerden sonra rahatsızlık duymaya başladığım tarafları da vardı biraz da onlardan bahsedeceğim. 〜〜〜〜〜〜〜〜〜〜〜〜〜〜 • Sevmediğim Yönleri= * Karakterler beni çok rahatsız etmedi açıkçası ama zaten ne çok fazla karakter vardı ne de detaylı bir kişilikleri. Hepi topu birkaç kişi vardı ama biz en çok ana karakter olan Mina'yı gördük. Yan karakterlerin çok fazla bir olayı yok en fazla ya bizimkine yardım ediyorlar ya da onu kurtarıyorlar. Düşmanlar ise bana kalırsa vasattı çünkü ne adam gibi birşey becerebiliyorlar ne de tam olarak dertlerinin ne olduğunu anlayabiliyoruz, hele bir tane tanrıça var Ay ve Hafıza Tanrıçası diye bir yerden sonra her yerden biterek Mina'yı yakalamaya çalışıyordu ki gene ortada anlamlı bir niyet göremiyoruz en sonunda da iyilerin tarafına geçip bizim kıza yardım etti ne anladım ben bu işten hacı. Ayrıca şunu belirtmek istiyorum ki Mina kesinlikle kararlı bir kahraman değil sadece inatçı. Yani halkını kurtarmak ve Deniz Tanrısı'nın lanetini bozmak istediğini söylüyor fakat en ufak bir aksilikte pes ediyor bazense dikine dikine gidip kimseyi dinlemiyor, bir ben Deniz Tanrısı'nın geliniyim diyor bir gerçek gelin ben olamam, aşırı kararsız biri yani. Tamam anlamaya çalışıyorum onu da sırf sevdiklerinin iyiliği için böyle bir işe kalkıştı ve bir anda kendini canının tehlikede olduğu, bambaşka bir diyarda yaşarken buldu ama madem çoktan yedin bir halt arkadaşlığı, aşkı falan bırakıp amacına odaklancan başka türlü olmaz ki. * Birde bana mı öyle geldi yoksa herşey çok mu hızlı gerçekleşiyordu. Bakın başta öyle değildi hikaye güzel güzel gidiyordu ama yarısından sonra falan artık bazı şeyleri takip edememeye ve yeterince anlayamamaya başladım. Sanki birşeyler eksik bırakılıyor, sorular cevapsız kalıyor ve sürekli yeni aksiyonlar yaşanıyordu. Bu kadar olaya da gerek varmıydı orası tartışılır. Mesela bizim Mina'yla Shin'in Kaderin Kırmızı İpi'yle bağlanması ve yine aynı şekilde bir anda bu bağın kopması, Deniz Tanrısı'nın o kadar zaman depresyonda takılıpta kız iki şey dedi diye kendine gelerek fırtınaları durdurması, güya gelindi ya bu kız hani Deniz Tanrısı'da öyle olsun istiyordu ama nasıl oluyorsa iki seferde de ondan çok çabuk bir şekilde vazgeçti daha nice şey sayarım ama bu kadar yeterli az çok anlamışsınızdır. Birde şu Deniz Tanrısı'nın laneti, imparatorla olan mevzusu ve ikisinin de geldiği son durum bir tık karmaşıktı ben aynen şöyle oldum "Vay anasını bu buymuş demek bu da buymuş aslında peki asıl soru ben kimim?" Yazar naptı etti, evirdi çevirdi, döndürdü, takla attırdı, talan etti, savaştırdı falan derken bir şekilde gene Mina'yla Deniz Tanrısı'nı yaptı ya aferin ona. Şimdi bu kadar şey saydım ama yanlış anlaşılmasın bence yinede güzel, gayet okunabilecek, keyifli ve çerezlik bir kitaptı keşke bu dediklerim de olmasaydı ama olmasına rağmen yinede sevdim. Siz bana aldırmayın belki bu bahsettiklerim sizin umrunuzda bile olmaz en iyisi kitabı okuyup sevip sevmeyeceğinize kendiniz karar verin.
1000Kitap
Denizin Altına Düşen KızAxie Oh · Yabancı Yayınları · 2023846 okunma
·
191 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ben de benzer bir yorum yaptım kitap için. Seninki çok daha açıklayıcı olmuş teşekkürler. Gerçekten okuması keyifliydi ama bir şeyler eksik hissi bıraktı. Beni asıl rahatsız eden -diğer bu tür kitaplarda da karşılaşıyorum- ana karakter kızların bence elle tutulur net bir motivasyonu ya da özelliği yok. Halk nerdeyse 100 gelin kurban etmiş ve hiç mi Mina gibi seçilmediği halde atlayan olmamış. Fedakar bir açıdan bile değil sadece tanrının gelini olmak için bile bir sürü kızın atlaması gerçek hayata daha uygun olurdu bence. Yani neden Mina? Nasıl her şeyi düzelten o oldu? Bunlarda içine sinmeyince sadece keyifli bir okuma oluyo ama yer etmiyor malesef hafızam da.
Firefly
Gönderi Sahibi
Kesinlikle sana 100/100 katılıyorum ve sırf merakımdan incelemeni okumaya gidiyorum ☺️