·576 syf.····Okunma: 19 Nisan 2025 21:00 Çocukluk yıllarının etkisini, tüm ömrünce hisseder insan.
En aşılmaz travmalar, insanı en mutlu eden ya da parçalayan anılar, hep çocukluğumuza aittir.
Knockemout kasabasındaki çocuklar için de durum böyleydi. Bu küçük kasabada komşu evlerde oturan Sloane Walton ve Lucian Rollins, iki farklı hayat yaşıyorlardı. Sloane’un avukat olan babası Simon ve annesi Karen’in, kızlarıyla sevgi dolu bir ilişkisi varken, yan evdeki Lucian, maalesef bu kadar şanslı değildi. Lucian’ın babası alkol aldığında hem eşine hem de oğluna şiddet uyguluyordu ne yazık ki. Lucian, kendisine yapılanlarla baş edebiliyor, fakat, annesi için çok fazla endişeleniyordu. Bu nedenle de, babası evde olmadığında, günlerinin büyük kısmını, Walton ailesinin evinde geçiriyordu. Sloane ve ailesinin samimi davranışları sayesinde kendi ailesinde bulamadığı aile sıcaklığını bir nebze olsun tadabiliyordu. Lucian’ın yaşadıklarını sadece Sloane biliyor ve çok üzülüyordu. Lucian’ı kaybetmemek için de, O’nun ricasıyla susuyordu ne kadar istemese de. Fakat, hayat bu. Evdeki hesabın çarşıya uyduğu anlar nadirdir. İnsan ne umut eder, ne planlar yaparsa yapsın, kader bildiğini okur çoğunlukla. Sloane ve Lucian için de böyle oldu. Ve yaşanan trajedi, Lucian ile Sloane ilişkisinin üzerine bir lanet gibi çöktü yıllarca. Çocuklukları birkaç metre aralıklı evlerde geçse de aileleriyle ilişkileri, düşünme şekillerini çok farklı hale getirmişti. Bu nedenle de, yaşananlar, ikisi için de, farklı açılardan sindirilememiş, travmaları atlatılamamıştı. Sonuç olarak da, yıllar geçmesine rağmen, büyüyüp genç ve çekici bir kütüphaneci olan Sloane’la, milyon dolarlık bir şirketin sahibi güçlü ve acımasız iş adamı Lucian, birbirlerinden hiç hoşlanmıyorlardı. Ne zaman bir araya gelseler -ki, bu aynı arkadaş çevresine sahip oldukları için, sık sık karşılaşıyorlardı.- iğnelemelerin, laf sokmaların ardı arkası kesilmiyordu. Hatta, nefretlerini birbirlerinin yüzüne söylüyorlardı. Her ne kadar dilleri ateş saçsa da, birbirlerinin incindiğini, bir şekilde zarar gördüğünü öğrendiklerinde, meraklanıyor, ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlardı yine de. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu denir ya, işte aynen öyle. Yakın çevrelerindeki arkadaşları başta olmak üzere, herkes ilişkilerinin bu yönünün farkındaydı. Fakat ne zaman ki Sloane artık anne olmak, yuva kurmak için erkeklerle randevulaşmaya başladı. İşte o zaman aralarında bir şeyler değişti. Aslında hep hissettikleri, ama hiç kabullenmedikleri tutku yakınlaştırdı onları.
Ama, bir arada kalmaları için sadece tutku yeterli olacak mıydı?
Kapılarında hangi tehlikeler vardı?
Üç kitaplık Knockemout serisinin son kitabı olduğu için, hem Lucian Sloane ilişkisi hem de Morganlar ve Lucian’ın yaşadığı tehlikeli durum paralel anlatılıyordu kitapta. Normalde de Lucian ya da Knox kardeşler gözünü budaktan esirgemiyordu. Fakat, bu defaki örgütlü ve sistematik bir tehlikeydi ve karşılarında, sadece Onları değil, sevdikleri herşeyi tehdit eden düşmanlar vardı. Güçlü düşmanlardı, ama hesaba katmadıkları şey, birbirine her şeyiyle bağlı gerçek dostluk bağının ve aşkın insana yaptırabilecekleriydi. Kitabın başından sonuna dek hem Lucian Sloane ilişkisini hem de sonlarda biraz daha yoğunlaşan bu tehlikenin sonuçlarını okuduk. Özellikle İkilinin atışmaları hem ateşli, hem komikti. O kısımları okumak çok eğlenceliydi. Serinin tüm kahramanlarını kitabın tümünde okumak da ayrıca keyifliydi. İlk kitaptan itibaren okuduğumuz Lucian Sloane elektrikli geriliminin gizemli öyküsünü nihayet öğrenebildik. Çocukluk anıları, o anıların tüm yaşamlarına yansıyan etkileri, oldukça dramatik ve bir yerde sinir bozucuydu. Aralarındaki uzak görünen ama, aslında kopmayan bağın yarattığı yoğun atmosferdeki tutku ve aşkı hissetmek de güzeldi. Seriye dramatik, romantik ve maceralı bir şekilde veda ettik. En başından beri seride en merak ettiğim çift olan Lucian ile Sloane’un öyküsünü anlatan Geride Bıraktığımız Şeyler’i kah eğlenerek, kah duygusala bağlayarak okumuş olsam da, serideki favorim hala ilk kitap diyorum naçizane.
Tüm bunlar ışığında, dramatik romantik kitapları seven 18 yaş üstü tüm okurlara bu güzel seriyi tavsiye ediyor, keyifli okumalar diliyorum herkese.
Kitaplarla kalın.