·430 syf.····Okunma: 20 Nisan 2025 15:48 Post apocalyptic bir dünyada işgalci güçler tarafından evi yok edildikten sonra annesi ile birlikte mülteci olarak Mara'ya sığınan Talin, burada Savaşçı olarak yetiştirilerek kendisine güvenlik sağlayan bu ülkeyi korumak için elinden geleni yapmaya çalışıyor. Talin, savaştan kaçarken maruz kaldığı gaz sebebiyle sesini kaybettikten sonra katıldığı Savaşçı birliklerinde sessiz olmalarının hayati önemi sebebiyle herkesin işaret diliyle anlaştığını görünce kendisini evinde hissediyor; her ne kadar dışarıdan gelen biri olduğu için ayrımcılığa maruz kalsa da.
Düşman ülke sadece insanlarla değil, laboratuvarlarda yarattıkları canavar 'Hayaletler'le de saldırdığı için özellikle bunlara karşı savaşıyorlar. Birlik'in diğer bir canavarı ve yeni deneyi olan Skyhunter'lar ise sırtlarında bir çift demir kanat olan süper insanlar. Talin bunlardan biri olan Redlen'i idamdan kurtarıp Redlen de Talin'le zihinsel bir bağ kurunca karakterlerimiz ayrılmaz ikili oluyorlar.
Hikayenin geri kalanı her yerde okuduğumuz o klasik düşman devletler, iyi ve kötüler, direnişçiler ve boyun eğenler. Marie Lu normalde yazım dilini çok sevdiğim, Legend Trilogy ile kalbimi kazanmış bir yazar olmasına rağmen bu kitabın anlatımı ve olay örgüsü inanılmaz zayıftı. Yazarımız adeta yazmış olmak için, paraya sıkışmış da bir şeyler yapması gerekmiş gibi yazmıştı. İnanılmaz amatör bir anlatım hissettim, çünkü kendi yazım dilim de aynı şekilde ve kendi kalemimi okuyormuş gibiydim. Çok zayıf buldum, zor bitirdim.
Not: Hayaletler'in Attack on Titan'ın devlerini çok andırdığını ve Savaşçılar'ın teçhizatlarının da Keşif Birliği tarzı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Öyle ki, fikir çalmayla vs ilgili bir problem olmuş mudur diye düşündüm okurken.