1062 syf.
·36 günde·Beğendi·10/10
Bir roman olarak karşılaştığım en kapsamlı ve en önemli dünya klasiği eseridir. Bu eser ile okulda edebiyat hocasının önermesiyle tanıştım. Kendisinin yeri benim gözümde çok ayrı olduğundan bu tavsiyesini derhal yerine getirip bu kitabı okumaya karar verdim: işte hem okurken hem de bugün okuduktan sonra kendisine defalarca teşekkür ettiğim bir kitap. İçeriği şu ana kadar okuduklarıma nazaran o kadar zengindi ki hem edebiyat, hem felsefe, hem aşk, hem dönemin tarihsel ve siyasal olayları, köylülük sorunu, aydın sorunu, hatta ve hatta mülkiyeti sorgulayan bir boyut dahi mevcuttu. Ben Tolstoy'un böyle muhteşem bir kurgu ortaya çıkarmasına değil, daha çok tüm bu unsurları aynı kitapta birleştirebilmesine hayran kaldım. Dili ise o kadar ustalıkla kullanılmıştı ki (bunda çevirmenin muhteşem çevirisinin payı da var), okurken kendinizi o ortamda hissediyorsunuz. Evet biraz ağırdır, betimlemeler vs. herkesin kolayca okuyup bitirebileceği tarzda değildir ama insana manevi olarak çok şey katar ve duygularını geliştirmesini sağlar. Tüm bu övgünün yanında Tolstoy'un bir eksiğini belirtmek gerekir: böyle kapsamlı bir roman yazsa da yine de Dostoyevski gibi insan psikolojisini o kadar detaylı irdeleyememiştir. Bu görüşümü hocaya söylediğimde, ''e heralde, o Dostoyevski!'' demişti. Gerçekten de Dostoyevski'nin tarzı ile Tolstoy'un tarzı arasındaki farklılık onun bir kitabıyla bunu karşılaştırdığınızda çok bariz bir şekilde ortaya çıkıyor. Fakat tüm bunlara rağmen, Tolstoy'un da en az Dostoyevski kadar kalemi güçlü bir yazar olduğu ve bence kurgusunun Dostoyevski'den aşağı olmadığı çok belli. Bu genel izlenimlerden sonra biraz da içerikten söz etmek istiyorum. Bu eserde Tolstoy farklı hayatlardan birkaç ilişkinin ve evliliğin durumunu anlatır ve aslında onları birbiriyle kıyaslar. Bu ilişkilerden biri çok temiz bir evlilik ile kurulmuş Levin ve Kiti'nin birlikteliği, diğeri yasak bir aşk ve toplum tarafından hor görülen bir ilişki ile kurulan Vronskiy ve Anna'nın birlikteliği, diğeri ise uzun süren bir evlilik ama gittikçe pişmanlığa dönen bir ilişki, yani Dolli ve Stepan Arkadyiç'in birlikteliği. Benim gördüğüm şekilde esas olarak bu 3 ilişkinin temelinde oluşan hikaye, aslında Anna'nın yaşadığı acı ve dramları anlatan esas olayın etrafında şekilleniyor. Anna, kardeşinin ilişkisini düzeltmek için gittiği Moskova'dan dönerken evli olduğu halde Vronskiy'e aşık oluyor. Başlarda Petersburg'da gizli bir şekilde ilişki yaşayan ikilinin durumu, Anna'nın kocasına ilişkisini itiraf etmesiyle gün yüzüne çıkıyor. Böylece Anna'nın heyecanla ve severek yaşadığı bu ilişki zaman içerisinde onun kabusuna dönüyor ve sonunda da intihara sürükleyen faktörlere sebep oluyor. Kitabın içeriğini daha detaylı bir şekilde okulda anlatacağım için ve okumayanlara sadece genel bir perspektif sunmak istediğim için olaylar zincirinin tümünü açığa çıkarmadan bu incelemeyi noktalıyorum. İyi okumalar dilerim.