·282 syf.····Okunma: 20 Nisan 2025 11:21 Neden beni gerçek dünyamdan koparıp bu kadar depresifliğe sürükledin ki? Bu iki insanın birbirine nedensizce sokulması... İkisinin birbirini tamamlayan hiçbir yönünü bulamadım doğrusu. Kafka hayata çok siyah bir perdeden bakıyor. Pembe gözlük derler, toz pembe hayaller derler ya hani, sanmıyorum Kafka'nın o rengi gördüğünü. Milena ise zaten çok eksik kalıyor, Milena'yı daha çok biz tamamlıyoruz sanki... Bu yüzden anlaşılması daha da zorlaşıyor. Kafka gölgeleriyle gezen, personasını, karakterini gölgeleri üzerine kurmuş ve bunu ezberi haline getirmiş gibi geldi bana. Aralarında herhangi bir bağlılık kavramı olduğunu da düşünemedim pek. Bu yüzden "aşk" adına pek bir şey bulamasam da çaresiz bir adamın kendini zorla o "aşk depresifliği"ne sürüklediği aşikar. Yazdığı mektuplarda da ara ara kendini ele veriyor aslında.
Ben bu hikâyeyi çok daha gerçek sanıyordum okumadan önce. Fakat okuduktan sonra iki insanın çaresizce ve sebepsizce birbirinin hayatında zorlama bir şekilde kalma çabasından başka bir şey göremedim.
Yine de hakkını yiyemem oldukça alıntı yaptım. Edebi, okudukça beynime yer eden sözler... Göz ardı edemem onları. Ama "ne umdum ne buldum" da olmadı değil.
Kafka, oldukça zihni karışık bir insan, anlaşılması zor. Bu yüzden sineye çekebilirim yazdıklarımı.
Okuyacakların bilerek okumasını isteyeceğim tek şey şudur ki: Burada sadece Kafka'nın yazdıkları var. Milena'nın gerçekten ne hissettiğini hiçbir zaman bilemeyeceksiniz. Bunu sizin zihin ve gönül parçalarınız tamamlayacak.
Keyifli okumalar dilerim :)