Gönderi

Lev Nikolayeviç Tolstoy - Diriliş
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
Bazı kitaplar vardır, seni anlatmaz ama seni sorgulatır. Diriliş tam da böyle bir kitap… Kalbime dokunmadı desem yalan olur. Çünkü sadece bir adamın vicdanını değil, insanlığın içindeki karanlığı ve yeniden doğma çabasını anlatıyor. Tolstoy’un dili… Ah, anlatılmaz, yaşanır! Ağır ama akıcı, derin ama sade. Yani kelimeleri sana yük gibi değil, sanki birer mektup gibi ulaşıyor. Toplumu, ahlakı, adaleti öyle açık ve acımasız anlatıyor ki, okurken kendine bile dönüp bakıyorsun. Yargılamıyor ama susturmuyor da… Seni düşünmeye zorluyor, hatta bazen kendinle yüzleştiriyor. Prens Nehlyudov’un değişimi beni çok etkiledi. Bir zamanlar sadece ayrıcalıklı hayatının içinde, kibirle bakan bir adamken… Maslova’nın mahkûmiyetiyle birlikte kendi vicdanına da mahkûm oluyor. Onun vicdanıyla yüzleşmesi, yavaş yavaş çözülmesi ve içindeki “insan”la tanışması o kadar gerçek ki… Ve Maslova… Kaderin acımasız ellerine düşmüş bir kadın ama pes etmeyen, içinde hâlâ bir kıvılcım taşıyan biri. Onun yaşadığı adaletsizlikleri görmek insanın içini sızlatıyor ama aynı zamanda “bir kadın neleri taşıyabilir” sorusunu da soruyor insana. Kitaptan beni en çok sarsan cümlelerden biri: “İnsanlar kendilerini değiştirmedikçe, dünya değişmeyecek.” Çünkü gerçek “diriliş” aslında içimizde başlıyor. Bir başka çarpıcı alıntı ise: “İnsan, ne zaman ki adaleti başkası için ister, işte o zaman gerçekten adildir.” Nehlyudov’un dönüşümü bu cümlede özetleniyor. Kendi rahatından vazgeçip, Maslova’nın adaletini ararken aslında kendini arıyor. Ve buluyor da… Diriliş, sadece bir mahkeme salonunda değil, kalbinin en derin köşesinde başlıyor. Ve bazen gerçekten yaşamak için önce içimizde ölmüş olan vicdanı diriltmemiz gerekiyor. | Esra
DirilişLev Tolstoy · Metropol Yayınları · 200621,5bin okunma
·
51 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.