Uzunçarşılı, eserde Candarlı ailesinin özellikle I. Murad, Yıldırım Bayezid, Çelebi Mehmed ve II. Murad dönemlerindeki yükselişini ayrıntılı bir biçimde ele alır. Ailenin üyeleri, Osmanlı idari yapısında vezir-i azamlık gibi en yüksek makamlara ulaşmış ve özellikle devlet teşkilatının kurumsallaşmasında önemli roller üstlenmişlerdir. Candarlı Halil Paşa’nın, Fatih Sultan Mehmed döneminde idam edilmesi ise, kitabın odaklandığı trajik kırılma noktalarından biridir. Uzunçarşılı bu olayı, klasik Osmanlı bürokrasisinin hanedan çıkarlarına karşı bağımsız güç oluşturmasının bir sonucu olarak yorumlar.
Eser, hem arşiv belgelerine hem de Osmanlı kroniklerine dayanılarak hazırlanmıştır. Özellikle Uzunçarşılı'nın kullandığı tahrir defterleri, vakfiyeler ve resmi yazışmalar, kitabın akademik değerini artırmaktadır. Ancak, eserin yazıldığı dönemin tarih yazımı anlayışı göz önünde bulundurulduğunda, yer yer Candarlı ailesine yönelik öznel değerlendirmelere kaçıldığı da eleştirilebilir. Modern tarihçilerin bir kısmı, Uzunçarşılı'nın Candarlı ailesini "devlet adamı idealinin temsilcisi" olarak yüceltmesinin, dönemin siyasi kompleksli yapısını tam olarak yansıtmadığı görüşündedir
Buna karşın, Candarlı Vezir Ailesi, Osmanlı'nın erken dönem devlet yapısını ve elit ailelerin siyasetteki etkisini anlamak için hâlâ temel başvuru kaynaklarından biri olma özelliğini korumaktadır. Aile vakıfları, toprak gelirleri, medrese ve dini yapı yatırımları gibi konuların ayrıntılı olarak ele alınması, eserin sadece siyasi değil, sosyo-ekonomik bir perspektif de sunduğunu göstermektedir.