Puan vermedi·241 syf.····Okunma: 19 Nisan 2025 16:42 I Meşhur ''Düşünüyorum, o halde varım'' sözünün geçtiği Descartes kitabı. Aydınlanma Çağı'nın öncüsü. Gelecek nesillere metodik bilginin nasıl olmasını gerektiğini söyleyen büyük düşünür. Bir yandan İbrahim Edhem ilk Descartes mütercimi, hem de 1895 yılında 31 yaşında. sanırım rağbet görmedi ki 94 yıllık yaşamında başka tercümesi yok yine aynı eseri sadeleştirmek dışında. Evet, akılla geç tanıştık ve yine tanışmaya devam edeceğiz sanırım.
II Öncelikle ''Düşünüyorum, o halde varım'' lafzının ne demek olduğunu bilmek gerek. İnsan düşünceleriyle bilgi üretir ve insan öğrendiği bilgilerle yaşamını sürdürür. Fakat düşüncelerimiz duygu ve hayallerden bağımsız değildir çünkü biz insanız. Bilgilerin içine giren duygu ve hayaller zamanla saf doğrudan bizi uzaklaştırır. Örneğin Ptolemaios/Batlamyus'un yaptığı MS 2. yy dünya haritasında Akdeniz coğrafyası büyük oranda doğru iken neredeyse 1500 yıl sonraki Avrupalı haritacılar dünyanın merkezinde dağ olduğunu gösterecek kadar hayalperestler. Yani insanı akıldan ne kadar uzaklaştırırsak saçmalama ihtimali o kadar yüksek. Dinin içine yerleşen batinî fikirler, rivayetler, tevatürler, efsâneler vb. şey bunun sonucudur. O halde varlığımızı ispat edecek pek çok şey olduğunu söylesek de bizi var eden asıl unsur akıl olur.
III Descartes, safî aklımızı kullanmalıyız diyip geçmiyor kitapta. Realitenin ne olduğunun farkında. Zirâ yaşadığı çağ dogmatik/nas kabullerle dolu. Bunun başlıca sebebi pek çoğununuzun bildiği Kilise hakimiyeti. Kilise Avrupa insanının hemen her şeyine el atmış durumda. Bizler her ne kadar 17.yy’a ‘Aydınlanma Çağı’ desek de henüz her şey hallolmuş değil. Örneğin Descartes Tanrı’nın varlığını düşünce yoluyla kanıtlama yoluna gider. Bu bir anlamda Galileo’nun yaşadıklarından çıkardığı ders. Değişim/devrim akılla olacak evet fakat bir hışımla değil, yavaş yavaş. Çünkü görülüyor ki bu çağ insanlık için bir devrim. Aklın devrimi.
IV. Yazar, düşüncelerinin arasına ‘özgür irade’ kavramını da eklemiş. Çünkü biliyor ki önceden edinilmiş genel kabullerimiz sonraki düşüncelerimizi de etkiliyor. Özellikle doğduğumuz çevre. Çevre, insanı bir kişilik hâline büründürdüğü gibi, tabi mizaç farkı vardır, üreteceğimiz düşünceleri de etkiliyor. Geleneklerimiz, töremiz, onay gören davranışlarımız, yaşanılan yerdeki hâkim inanç ve ideolojimiz. Bunlar çok istisna bir insan olmadığınız sürece toplumun bir nevi sürü hâlinde genel kabulleri. Descartes, bunun için yaşanılan yeri terk etmemiz gerektiğini söyler çünkü sürüden kopup kendi meditasyon(derin düşünme) ortamımızı sağlamalıyız. Bundan dolayı yazar Fransa’yı terk etmiş Hollanda ve İsveç gibi memleketlerde yaşamıştır.
V. Sözün özü , Descartes yaşadığı çağı aşan biri. Anlatım pek tabî felsefik. İbrahim Edhem eseri Osmanlı Türkçesiyle tercüme etmiş doğal olarak çok zor bir Türkçe ancak bu baskının içinde günümüz Türkçesiyle çevirisi de var. Analitik matematiğin mucidi Descartes bu tekniği önermelerinde derin analizler yaparak kullanır. Klasikleşmiş bir felsefi kitap. Belki bayat fikirler ancak okunmaya değer.