10/10
·99 syf.··
2025 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2025 23:28
Halk, veba ile ölüm dansına mahkum olmuşken Antonius Block Ölüm'le bir anlaşma yapmıştır. Birlikte ölümüne satranç oynacaktır. O dönemdeki veba salgınının insanların üzerindeki etkisi Ingmar Bergman ı hayatı ve yaşamı ve daha çok da yaşamda çekilen anlamsız acıyı düşünmeye itmiştir. Eser hayatın anlamını arayan, inançları sorgulayan inanç değil bilgi isteyen Antonius'un ölümle anlaşma yapması üzerine başlar. Gerçekten cevap beklediği soruları, mantığının almadıklarını ölüme sormaya başlar ve istediği tek şey bilgidir ama cevaplar karanlığa gömülüdür ve bu karanlık ölümün karanlığından daha koyudur. Bazı cevaplar insanın anlama yetisini aşar diye saçma yüce bir cevaba tutulabilir inananlar peki tanrı, mantığımın sınırlarını belirlemişse ve bunu anlamak benim sınırlarım içerisinde değilse bunların bilincinde olmak yükünü neden vermiştir? Varoluş kaygılarını ve hayatın anlamını aramak neden mantığımın sınırları içinde çünkü ben de belki aptal ama rahat bir hayat sürebilirdim? Bunların yanında Mutlak iyi tanrı neden vebadan acı içinde haykıran halka bir yardım eli (küçücük bir parmak bile yeterliyken) uzatmamıştır? Bu kadar acı ne için çekiliyor? Sonunda unutmak -bunun mümkün olmamasına rağmen- cennette sonsuz mutlu olmak vaadi için mi? 14 yaşındaki kız çocuğuna yapılan işkencelere neden sessiz kalmıştır? Bu çocuğu kim gözetliyor tanrı mı melekler mi şeytan mı yoksa yalnız boşluk mu? Artık bunların birbirinden ne farkı kaldı? Ama doğru ya belki de hiç kimse yoktur. Ölümün bile ölümden sonrasını bilememesi hiçbir şey ve hiç kimsenin olmadığını anlamak için yeterli değil mi? Ah hiç bitmeyecek mi bu sorular? Kitaptaki sorular, olaylar insanı düşünmeye itiyor ve bu kitabı okunmaya değer kılıyor. Bazen Antonius'un sorduğu soru, cevap almak istediğimiz bir soru oluyor ve umutla bir cevap bir bilgi istiyoruz ama ölümün bildiği tek şey vakti geldiğinde ölüme mahkum olanların öleceği gerçeğidir. Ölümden sonrası için duyulan telaş doğumdan öncesi için duyulmayan telaşla aynı olmalıdır. Epiküros bir yana Ömer Hayyam da ''Ben düşündükçe var dünya/ Ben yok o da yok.'' diyerek bu telaşı küçümsemiştir. Yani esas olan ölümün tek gerçek olduğudur. Güneş yukarıda daha, gökte; ve ben, Ece Block, Ölümle satranç oynuyorum.
Yedinci MühürIngmar Bergman · Bilgi Yayınevi · 1966302 okunma
·
57 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.