Buğday tarlalarından geçiyoruz. Tarlaların ortasında Van Gogh’un fırça darbeleriyle boyanmış bir saray yükselmeye başlıyor. Kargalar dağılıyor. Sarayın surlarında uçuşan elbisesiyle Düşler Kraliçesi’ni beni beklerken görüyorum. Bir emriyle rüyalardan yapılmış bir yol beliriyor önümde. Her adımımda hayaller hayaller üstüne kuruyorum. Kıyafetlerim geri veriliyor. Yeniden ben oluyorum.
Gölgesinde Dinlendiğim Ağaç