Kitap güzel, sürükleyici bir anlatımı var. Yazar bizi Ankara'nın bilinmeyen bi semtinde ayaşlı ibrahim adında bir adamın 9 odalı dairesinde misafir ediyor. Baş karakterin ağzıyla olan biten gelişmeler aktarılıyor bizlere. Odalarda yaşayan diğer sakinlerin de hayatları birbirinden farklı ve ilginç. İşte bu yaşamların arasında gidip geliyoruz sayfalarca. Bu karakterlere bazen sinir de olsam, yaptıklarını tuhaf da bulsam ister istemez bağlandım, onların içerisinden kendime dostlar edindim. Hani birisine çok yakın hissetmezsin ama günden güne alışırsın ya. Herşeyi beraber yapmaya başlarsın, aynı ortamlarda bulunmaya başlarsın, hatta yatıp kalkarsın.. Bende de bu tarz bir his uyandırdı. Günden güne Fahri gibi bir dostum olmasını istedim, Zinet'le odalarda yaşanan olayların lakırdısını sessiz sessiz yapmak istedim, bankacı baş karakterimiz Selime'ye mektup yazsın diye uzun uzadıya ikna edip odasında nutuk çekmek istedim, Ayaşlı ve Hasan bey ile alem edip eğlenmeyi istedim, Faika'nın yanında olup akıl vermek istedim.. Bir de baktım ki kitabın sonu gelmiş. İşte o anda kitaptan zevk aldığımı, karakterleri ne kadar benimseyip sevdiğimi farkettim. Bende bıraktığı genel etki böyleydi, tavsiye ediyorum. Güzel bir durum hikayesi örneği cumhuriyet dönemi yazarımızdan.