Daha önce hiçbirine ince diyemeyeceğim 3 kitaptan oluşan bir seriyi 2 hafta gibi bir sürede bitirmemiştim. Seri kitap okumaya çok alışık olmayan birisiyim diyebilirim hatta. Harry Potter ve Percy Jackson'dan sonra klasiklere doğru uzun atlama ile bir geçiş yaptığımdan olsa gerek, bu tür kitapları okumuşluğum pek olmamıştı. Hatta dürüst olmak gerekirse ön yargılıydım bile diyebilirim. Arkadaşımın Ayşesun tavsiyesi ile ilk kitaba başladığımda biraz eleştirel bir gözle okuyordum ve kitap hakkında inceleme yazan birçok kişi gibi ben de gereksiz betimlemelerden ve bazı eğreti duran kelimelerden rahatsız oluyordum. Duygusal anlarda şiir gibi konuşmaları da cabası. Ama bu, üç kitabın da bana göre oldukça akıcı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Özellikle ikinci kitabın sonlarında ok güvercine dönüşmeden önce(!) arkada İki Yabancı playlisti ile beraber okurken gerçekten çok keyif almıştım. Bana en çok duyguyu geçiren kısımlar ise ikinci kısmın Efsan dünyasından geri geldikten sonraki kısımlarıydı. Öyle ki ikinci kitaba 2 hafta önce duysam inanamayacağım kadar yüksek bir puan verdim. Dönüp dönüp okuyup kendime acı çektireceğim bölümler zaten çoktan belirlendi. Gerçekten beni hayal kırıklığına uğratan şeyler ise Efsan'ın dünyadaki ailesi hakkında sonrasında neredeyse hiçbir şey duymamamız ve Bars ile Mehsa'nın ilişkisini neredeyse hiç göremememiz oldu. Serinin finali ise açıkçası beni tatmin etmedi. Yazım olarak biraz basit kaldığını hissettim. Özellikle finalden önceki bölümün olaylı bitişiyle akışı değiştirmeden daha dramatik ve etkileyici bir final olabilirdi gibi geldi. Ama yine de serinin bütününe baktığımda hem yeni bir türle tanıştığım seri olmasının etkisiyle hem de uzun zamandır kitap okuyamadığım korkunç dönemi bitiren kitaplar olmalarıyla bende yer edinen bir seri oldu.
Karanlığın Şehri 2Karanlığın Şehri - 1