6/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2025 01:08
Modern düşsel kurgu alanında kaleme alınan bu öykü seçkide; yerli kültür unsurlarıyla evrensel mitolojik temaların birleştiği özgün anlatılar dikkat çekiyor. Yazarlar kimi zaman Türk mitlerinden, kimi zaman Doğu Asya yokailerinden ya da Arap halk hikâyelerinden ilham alırken; kimi anlatılarda dilsel uyum, tematik derinlik ve mitolojik referanslar öne çıkarken bazı metinlerde inanç sistemleriyle olan çelişkiler, kavramsal kopukluklar veya isim-semantiği tutarsızlıkları göze çarpıyor. Her öykü, kendi hayal evrenini inşa etme çabasında farklı başarı düzeyleri sergilerken bu derleme hem güçlü örneklerle zenginleşiyor hem de eleştirel gözle yeniden değerlendirilmeye açık alanlar barındırıyor. Umay Ana (Bünyamin TAN); Orm Embar'ın diyarında karşımıza tanıdık bir yüz çıktı. Umay Ana; Samrav ve Kuyaş'ın kızı olup doğurganlık ve bereket tanrıçası bilinse de bizim inançlı bir kadındır. Bünyamin Tan'ın tanık olduğu korku-gerilim anısını anlatınca onu merakla ve heyecanla dinledik. Bir konuda çok rahatsızdı. Bünyamin'e defalarca Al Karısı bir şeytani cin olmadığını ve Törüngey'in ilk eşi olduğunu anlattığı halde Bünyamin hâlâ Alkarısı'nı şeytani cin olarak kabul ediyor. Yardım ettiği kadının ve bebeğinin durumu da iyi olduğunu anlattı. Hırsız (Aslıhan KOCABAL); Bir Japon yokaisi olan Noppera-bō'yü Türk kültürüyle yeniden yorumlanan %100 yerli düşsel kurgu öyküsünde Türk yokaisi, Japon'dakinin aksine çirkin olduğu için ölecek insanların yüzlerini aşama aşama çalar. Bu yönüyle kalemin, yokaiye farklı özellikler vermesi onu özgünleştirme yolunda emin adımlarla yürüdüğünü görüyoruz. Yüzsüz yokainin Türkçe adı Yüzçalan olduğunu görmek, her okuru mutlu edebilir. Şegaf (Sadık Efe SARITUNALI); Etkileyici bir Arap düşsel kurgu öyküsünde Arapça olmayan isimlerin yanı sıra Tanrı'nın adlarından bir olan Kerim'i Karim olarak kullanılması mantıksız değil. Öyküde Şegaf halkının cin mi yoksa başka tür mü sorusuna yanıt verilseydi cadı-cin melezi olan Açelya, Karim'in tecavüzünden sonra üç türün genleri sonucu ortaya çıkan yaratığın daha güçlü olduğunu ve neden Karim'i öldürdüğüne dair detaylar verilseydi çok güzel olurdu. Antik Tapınakta Bir Gece (Beyza GÜNGÖR); Antik kentler ve harabelerde dolaşırken hepimizin gözleri o dönemin yaşamlarına dair seraplar oluştuğunu biliyoruz. Bu öyküde Süleyman ve sevgilisi Name'nin antik tapınakta geçirdikleri bir gecede tanık oldukları durumu gözler önüne seriyor. Akıcılık, sürükleyicilik ve merak uyandırıcılığın ön planda olduğu öyküdeki mantık hatası Süleyman'ın Helen Tanrısı'ndan medet ummasıdır. Süleyman, Türk genci olduğu için ancak Göktanrı inancıyla bağlantı kurulanabilinirdi. Telepatın Günlüğü (Mert ÖNCEL); Öykü teknikleri açısında başarılı olsa insanların %70'i bir gecede olağanüstülere sahip olmasının bilimsel bir nedene bağlanılsaydı tam anlamıyla öykünün ayakları sağlam bir şekilde basardı. Öyküye dönersek anı okuyan karakterin yaşlı adamın anılarında Kral Arthur ve Lancelot'u görmesinin nedeni sırtında taşıdığı çantada olabileceği su götürmez bir gerçektir. Poyrazın Kaderi (Halil Fatih AŞGÜN); Türkiye Türkçesi standart yazı dilinde kullanılan yerel ve alınma sözlerle düşsel kurgu evreni yaratılmasında sözlerin mantıklı ve anlamlı bir çerçevede seçilmeli ki öykünün gidişatında sıkıcılık ve durağan ön planda olmasın. Mesela "Rüzgarların Rahibesi" anlamına gelen Helence kökenli Poyraz adını kişiselleştirilince anlamdan yola çıkarak karakterin geçmiş ve kehanetin izleri beyninde rüzgar gibi aniden eserek görüler oluşturulabilinir. Öyküde genellikle belli bir nokta sonra öteye gidilmenin insanlarda oluşturduğu merak duygusunu yendirecek bir kurgu yazılmıştır. Bunu akıcı ve sürükleyici bir şekilde dilde yansıtır. İki Şehir (Evrim GÖKÇELİK); Farklı mitolojilerden esinlenerek ve ağırlıkta Latin Düşsel kurgu ön planda olan öyküde seçilen adların anlamsal olarak yılan ve ejderha (daha doğrusu yalpağan) temasıyla alakalı olmadığından dolayı öyküde sıkıcılık ve durağan hakimdir. Yılan ve yalpağanla alakalı adlar seçilseydi öyküde verilen mesajın ve yaratılan evrenin hissedilmesi yüksek olurdu. Hele de Uma(y) adı da ne yılan nede yalpağanla alakası olmadığı su götürmez bir gerçektir. Son Ütücü (Korhan UĞUR); Bazı şeyler görmeden inanmamız gerekiyor. Bugün İslam dini bağnazlıklarla kötü tanıtılıyorsa bile onun kabir azabı sahneleri, her canlının ölümü tattıktan sonra görecekleri su götürmez bir gerçektir. Bu öyküde anlatılanların yorumu, İslam diniyle aşırı derece dalga geçildiğini görüyoruz. Öyküde insan bedenin kabirde bile aynıdır. Orada bir ad geçerlidir o da Tanrıkulu olacak. Ayrıca Cennet, bir cehennem sahnesi değildir. İntihar edenler, kıyamet gününe kadar sürekli intihar edip dirilecekler. Genel olarak tür çeşitliliği, mitolojik ilham kaynakları ve anlatı denemeleri açısından zengin bir çerçeve sunsa da, anlatılar arasında tutarlılık, kavramsal uyum ve inanç temsilleri konusunda yer yer sorunlar gözlemlenmektedir. Mitolojik figürlerin, yerel kültürle yeterince harmanlanmadan ya da anlamsal bütünlük kurulmadan kullanıldığı bazı öykülerde evren kurma çabası eksik kalmıştır. Seçki, düşsel kurguya ilgi duyanlar için kayda değer bir okuma sunmakla birlikte isim tercihleri, inanç bağlamındaki mantıksal bağlantılar ve mitolojik özgünlük bakımından daha rafine bir editoryal süreçten geçmesi gerektiği izlenimi vermektedir. Bu yönüyle öykülerin kimileri ilgi çekici ve özgün bulunmuş; kimileri ise kavramsal olarak yetersiz ve inandırıcılıktan uzak görülmüştür.
ORM Fantastik Öykü ve Resim Seçkisi - Sayı 2Kolektif · Kadran Yayınevi · 20252 okunma
·
243 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.