Okurken doyduğunuzu derinlemesine hissedeceğiniz bir eser KEŞKE! Derinlemesine araştırılmış üzerine oldukça emek verilmiş. Araştırılmaların kaynakları kitabımızın sonuna eklenmiş. Sema Soykan, bizleri dramatik bir kurguyla harmanlanan yakın Türkiye tarihini okumaya davet ediyor.
Kitabımız Türkiye’nin 1940-1980 yılları arasındaki tarihi süreçleri ele alırken bunun yanı sıra Sabia ve Fikret isimli iki öğretmenin hikayesi de bizlerle buluşuyor. Özellikle Fikret’in yaşadıkları beni oldukça etkiledi. Fikret, acı ve yokluk içinde dayak yiyerek büyüyen bir çocukluk geçirmiştir. Babasının ona yaşattığı şeylerden sonra Fikret evden kaçmıştır. Fakat kaçtığında bulduğu işte ona baba olucak bir ustasının olduğundan habersizdir. Fikret, okuyup kocaman adam olur ve hayatı çok farklı yerlere verilmeye başlamıştır.
Köy enstitüleri, baskıcı yönetime karşı dimdik duran öğretmenler, cehaletle ve zalimle savaşan bir toplum. Köy Enstitülerinin kuruluş aşamasında yaşanılan zorluklar, herkesin canla başla çalışması, yaşanan siyasi olaylar, bazı aydınlanmalar yaşanması gibi süreçlerden geçmiştir. Ancak bunların sonrasında ise enstitünün kapanmasında yaşanan olaylara kadar bütün süreci bir roman üslubu ile okuyucuya aktarılmış. Bunların yanı sıra aile bağları, arkadaşlık, dostluk, sırlar, vefa ve aşk gibi birçok konuya da vurgu yapılmıştır.
Keşke, okuyucuyu alıp adeta o yıllara götüren, o anları derinden hissettiren bir kitap. Dolu dolu bir okuma vaad ediyorum sizlere ve aşırı akıcı bir üslup sanıyorum ki bir okuyucu başka ne ister ki! Kitabımızı okurken altını çizebileceğimiz o kadar çok alıntı var ki her biri birbirinden güzel ve adeta insanın yüreğine dokunuyor diyebilirim. Sizler de ülkemizin yakın tarihi ile ilgileniyorsanız keşke kitabını sindirerek okumanızı tavsiye ederim.