Puan vermedi·246 syf.··
2025 6. kitabı
SAKALLI CELAL / ORHAN KARAVELİ Tesadüfen aldığım ama meraktan okuduğum kitap. Başka bir kitabı ararken can dostum Olga Söner'in bu kitabı okumak istediğini, öğrenince peşine takıldım; ben de isterim diye tutturdum. Aldık, bekletmeden okudum. Tanıtım yazısı: “Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkündür.” Bu ve buna benzer pek çok özlü sözün sahibi Sakallı Celâl. Ne yazık ki, ardında hiçbir yazılı eser bırakmadığından bu sözleri ancak tanıkların, tanışıkların gözlem ve duyumlarından aktarabiliyoruz. Salt akıl dolu sözleriyle değil ama, yaşantısıyla, duruşuyla, ödünsüz, müdanasız tavrıyla başlı başına “sivil” bir karakter Sakallı Celâl. Bugünlerde çokça eksikliğini hissettiğimiz, doğru bildiğinden asla şaşmayan idealist aydın tipinin en saygın örneklerinden biri. İkbal değil kendini arayan münzevi bir bilge. Sabahattin Ali’den Melih Cevdet’e, İlhan Selçuk’tan Haldun Taner’e birçok yazarın zihninde yer etmiş, menevişli hikâyesiyle bir garip adam. Kitap, Sakallı Celal'in ölüm ilanı ve cenaze töreni ile başlayıp, onun için söylenenler, yazılanlar, kim olduğu, dostları, ailesi ve çevresindekiler, fikirleri, tepkileri, söyledikleriyle devam ediyor. Galatasaray Lisesi'nin bahçesinde yapılan cenaze töreninde, Edebiyat öğretmeni Salim Rıza, Tevfik Fikret'in "Promete" şiirini okuyarak, Celal Bey'e ithaf ediyor. Bu da beni lise edebiyat derslerine götürdü. Tevfik Fikret'i işlerken Promete'yi incelemiştik ama adından başka aklımda bir şey kalmamış, üzüldüm ama dip not olarak şiir sayfa sonunda vardı, ilk fırsatta tekrar incelemeli. Galatasaray'dan sınıf arkadaşı Ahmet Haşim onun için: "Yıldızlı semaları, dağları, suları, doğanın gizlerini ruhunda birleştirip yansıtan bir sonsuz yaratıktır, arkadaşım Celal." diyor Refik Şevket'e yazdığı mektupta. Bir tarihte bir fabrikaya işçi olarak girmişti Celal. Boş saatlerinde, gördüğü işi geliştirecek İngilizce ve Fransızca kitaplar okuduğunu gören ustabaşı ondan kuşkulanmış ve ekmeğinden etmişti... Bunca yıl sonra durum değişti mi? Hayır. Hala kişisel gelişime, okumaya, kültür sanata karşıyız, işçi dediğin işçi kalacak gelişmeyecek, işini de istenen kadar yapacak, çıtayı üste taşımayacak. Galatasaray Lisesi'nde okumuş; Tevfik Fikret'in öğrencisi olmuş, ondan etkilenmiş, ilişkileri devam etmiş; mezun olduktan sonra okuduğu lisede öğretmen yardımcılığı yaparken Nazım Hikmet'e öğretmenlik yapmış, dostlukları ölene kadar öğretmen- öğrenci saygısıyla devam etmiş; Üsküp'e öğretmen tayin edildiğinde Kazım Taşkent'in ( YKB kurucusu, Doğan Kardeş dergisinin yayıncısı) öğretmeni olmuş; sanat, siyaset, akademik kariyer yapmış Ali Sami Yen, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Ahmet Haşim, Ali Yar, Necmettin Sadak gibi birçok isimle okul arkadaşı olan Sakallı Celal tüm bu kişilerin saygısını kazanmış, dostlukları ölene kadar sürmüş; filozof, yaşantısıyla, duruşuyla, ödünsüz, nevi şahsına münhasır bir paşazade. "Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkündür." "Bizim memlekette işçinin aydınına, okumuşuna kimse tahammül edemez. İşçiler bile!..." "Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer ilgisizdir... Türkiye'de "aydın" geçinenler "Doğu"ya doğru seyreden bir geminin güvertesinde "Batı" yönünde koşturarak "Batılılaştıklarını" sanırlar!" gibi sözleriyle dostlarının hafızasına kazınmış eşsiz kişiliği tanıdığım için memnunum. Bu garip adamı merak ettik, okuduk, öğrendik. Ailesi ve kendisi ile ilgili daha fazla bilgi için kitabı okumalı. Özellikle anı, biyografi tarzı sevenlerin kaçırmaması gereken, herkese okunmalarını tavsiye ettiğim kitap, kütüphanemde özel bölümde yerini aldı. Sakallı Celal'den: Elbette arar insan kendini! demişti. İnsan ömrü zaten kendi kendini "aramakla" geçmiyor mu? Atina Akropolü'nün alnına boşuna mı yazmışlar Sokrates'in "Kendini ara" özdeyişini? "Kendini tanımak" kendini "bulmakla" mümkündür. Bulmak için de durup dinlenmeden aramalıyız!... Bir "paşazade" olduğu halde bu sıfatın getirdiği kolay hayattan uzak kalarak edindiği bilgileri ve ideallerini memleket çocuklarına nakletmek için Üsküp'lere, Kastamonu'lara gittti. Çevresini saran gericilerle savaştı. Liselere ilk kadın öğretmen onun vasıtasıyla tayin edildi. Peki ünü nereden gelir Sakallı Celal'in? Kahraman olmasından! Ancak eskilerin anlayabildiği bir tür kahramanlıktı bu. Kendisi için hiçbir şey istememiştir, ne para, ne parlak bir yer, yeter ki ülke yükselsin, çağdışı geleneklerden, inanışlardan toplum kurtulsun; aklın, mantığın dediği olsun! Bir kere, hayatta hiçbir göreve zirveden başlanmaz! Basamaklar, hak edildikçe ağır ve emin adımlarla çıkılır. Hemen zirveye oturanlar, basamakları "tanımadıkları" için kolayca aşağı yuvarlanır ama emin adımlarla hedefe ulaşanlar yerlerinden edilemezler kolay kolay. Devrin en ünlü ve önemli isimlerinin katıldığı, şiirlerin okunduğu edebiyat sohbetlerine annemle babam beni de götürürdü. Bu unutulmaz toplantıların baş konuğu ve yıldızı ise Sakallı Celal Beyefendi olurdu. Evet, kimilerinin dediği gibi 'işi gücü, beş kuruş geliri olmayan' bir garip adamdı ama böyle bir kültür ve sanat ortamında bile o konuşunca Nusret Hızır'lar, Nurullah Ataç'lar, Yahya Kemal'ler susardı... (Ahmet İsvan)
Sakallı CelalOrhan Karaveli · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2018346 okunma
·
127 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.