Çocuktur unutur, anlamaz, fark etmez, söyleyemez, susar, korkar zannettiğimiz her birey yaşını aldıkça, bu düşüncelerimizin ne denli yanlış olduğunu çok acı tecrübelerle öğrenebilir her birimize. Sonrasında o bireyi suçlamamız ne kadar doğru olabilir?
Bir nesnenin sivri yerine bedenimizin bir yerini çarptığımız zaman nasıl acı duyuyorsak, herhangi bir sivri düşünceye çarpan ruhlarımız da aynı acıyı duyar ama tek bir farkla! Bedenimizde oluşan morarma bir zaman sonra geçer, canımızın nasıl yandığını unuturuz . Ancak, aldığı darbeyle ruhlarımız bir ömür boyunca acı çekmeye devam eder.
Merhaba arkadaşlar bugün kalemini sevdiğim yazarın "HÜNSÂ" adlı eseriyle karşınızdayım. Kısa ama etkili bir eser. Kitabın bizlere verdiği mesaj ise çok anlamlı. Hermafroditizm sendromu olarak dünyaya gelen bireylerin içsel yolculuğunu ve acı gerçekleri aktarıyor bir hikaye üzerinden.
Tuğrul ve Hüma karakterleri çocukluklarından itibaren aileleri tarafından sevgi görmeyen ve dışlanan kişiler. Tuğrul ve Hüma'nın yolları kesişir ve arkadaşlıkları da başlar. Birbirlerini tamamlayan çiftin bir kızları olur.
Hüma'nın ölümüyle birlikte büyük bir sır ortaya çıkar. Eserin sonuna geldiğimde ise büyük bir şok yaşadım. Böyle birşey beklemiyordum açıkçası. Kitabın o büyülü heyecanı kaçmasın diye daha fazla spoiler vermek istemiyorum, o yüzden okumanızı tavsiye ediyorum.