Yazarlar kapitalist dünya sisteminin gelişimini hegemonyalara bölüyorlar. Örneğin Kapitalizmin ilk ortaya çıkmaya başladığında Hollanda daha önce var olan ticaret döneminden endüstri dönemine geçişin ilk başlangıcıdır. İngiltere onu elinden almıştır. Yani Hollanda’ nın hegemonya dönemi bitmiş, İngiliz hegemonyası başlamıştır bu süreç İkinci Dünya Savaşı’na kadar sürmüştür. Daha sonra hegemonya Amerika birleşik Devleti’ ne geçmiştir. Fakat Amerika hegemonyası döneminde bir aşamada Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne karşı güç olarak ortaya çıkmıştır. Yani iki süper gücün yönettiği bir dünya ama hegemonik olan Amerika birleşik Devleti’ dir. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin yıkılması ile birlikte tek hegemonya Amerika birleşik Devleti oldu. Yazarlara göre yeni hegemonya tek ayak üstünde kaldı ve tek ayak üstünde kalamadığı içinde yeni bir iktidar biçimine evirildi. Bunlara ek olarak küreselleşme olarak adlandırılan yeni dünya düzenin esasen bir egemenlik paradigmasının değişimi olarak ele alınmalıdır. Bu iktidar biçimi bir yandan da ona paralel olarak biyo iktidarı davet etmiştir; bütün bir nüfusu bedenlerin yönetmesi bu yönetim baskı ile değil tam tersine sağlığını gözeterek, bilgisinin, doğum, ölüm ve hastalıkların istatistiğini yaparak olacaktır.