Kitaptan bir kaç konuya değinelim;
-yazar teknolojinin gelişmesiyle beraber insanların kameralar yoluyla güvensizlik sorunlarının önüne geçildiğini vurguluyor. Ama şöyle bir paradoks var ki; teknoloji gelişmeden önceki güvende hissetme hali de artık insanlarda bulunmuyor. Teknolojiyle birlikte sarsılan güvenimize karşı çözüm arayışları (!)
-Sosyal kitle iletişim araçlarıyla birlikte herkesin aynı görüşe bağlandığı görülmektedir. O an gündemde olan konu herkesin dilinde ve hayatını esir almaktadır. Bu böyle olunca insanların görüşleri ve fikirleri tekelleşmekte, basitleşmekte, dilsizleşmekte, bayağılaşmaktadır. İnsanları düşünmekten alıkoymaktadır.
-sosyal medyada sohbet ve vaazların dikkat çeken yerlerinin ileri sürülmesi sohbetin öncesinin ve sonrasının videoda yer almaması insanları sohbetin bağlamından uzaklaştırmaktadır. Bütünün bozulması insanları farklı düşüncelere sevk etmektedir.
-müslümanların içinde bulunduğu manevi ve ahlaki çöküşü sadece sosyal medyaya bağlamak doğru olmaz. Müslümanın bir çizgisi olmalı o çizginin dışına çıkmaması gerektiğini bilmesi gerekir. Maneviyatına sahip çıkması öncelikli olarak kendi elindedir. Bu çerçevede yoluna devam etmeli çevresel etmenleri kendi yoluna göre dizayn etmelidir.