Puan vermedi·208 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Mayıs 2025 20:47 Kitap bir ergenlik hikayesi gibi gözükse de belleğin karanlık kıvrımlarında saklı kalan duyguların, bastırılmış deneyimlerin ve yıllar sonra gelen fark edişlerin kitabı. Ve belki de en çok, konuşulamayanın.
Roman boyunca anlatıcının iki ayrı sesi var: O yaz Paris’te yalnız bırakılan, büyüme sancısıyla bedenini tanımaya çalışan genç kız ile yıllar sonra aynı anıları hem anlamaya hem affetmeye çalışan bir yetişkin kadının sesi iç içe geçiyor.
Kitabın bende en çok iz bırakan yanı, suçluluk duygusunun ve utancın çok katmanlı biçimde işlenmesiydi. Anlatıcının yaşça büyük bir adamla olan ilişkisi, ilk bakışta rıza sınırında gibi dursa da, ilerledikçe bunun nasıl bir manipülasyon, nasıl bir güç istismarı olduğunu fark ediyoruz. Ama roman bize kolay cevaplar sunmuyor; tam tersine, o gri alanlarda dolaşmayı tercih ediyor. İşte bu yüzden sahici.
Hafızanın sadece hatırladıklarımızla değil, unutmak istediklerimizle de şekillendiğini bir kez daha anladım. Belki de bu yüzden kitap boyunca sıkça düşündüm: Bazı şeyleri hatırlamak, unutmaya çalışmaktan daha çok acıtıyor.
Ve bazen, en çok da kendimize söyleyemediğimiz şeyler yaralıyor bizi.