8/10
·677 syf.··
2025 11. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2025 03:14
Öncelikle seriyi sonunda bitirdiğim için ne kadar mutluyum anlatamam. Bir seri insanın üstüne yük olur mu? Oluyormuş. Direkt kitabın özetine geçeceğim ve sonra final (!) konuşmamı yapacağım. KONUSU: Kitabımız Cal'in kral olmak istemesiyle ve tahta çıkmasıyla devam ediyor. İki kardeş de tahtta peki önce hangisinin tacı düşecek? Tam bunu düşünürken Gölbölge prensesimiz Iris ve annesi Cal'in dayısı ve anneannesiyle işbirliği yapıyor ve Maven'i tuzağa düşürüp Cal'e teslim ediyorlar. Bir Gölbölge Kralı katiline karşılık Poyraz Kralını takas ediyorlar. Daha sonra Cal tacı kabul ettiği için Mare ile aralarındaki soğuk savaş devam ediyor ve birbirlerine meydan okuyorlar, artık aynı cephede savaşmıyorlar. Ve Kızıllar giderken Maven'ı da Cal'den çalıp tutsak olarak yanlarında götürüyorlar. Çünkü Maven değerli bir tutsak. Sonra bir gün Mare bir tepede kahinimiz Jon ile karşılaşıyor ve Poyraz'ı şu an almazlarsa önümüzdeki 100 yıl alamayacaklarını öğreniyor. Hemen harekete geçiyorlar ve Savaş Fırtınası böyle başlamış oluyor. Bu noktada Cal, annesinin onun bir savaşçı, bir kral olmasını istemediğini öğreniyor ve bir seçim yapıyor. Tacını reddediyor. Ve bu şekilde Kızıllar ve Poyrazlılar Gölbölge'ye karşı birleşip savaşı kazanmış oluyor. Aynı zamanda Cal Mare'i de kazanmış oluyor. Maven da Mare ile girdiği bir boğuşmada ölüyor. Ve serimiz bu şekilde final oluyor. YORUMUM: Karakter gelişimlerini çok sevdiğim hatta sırf bunun hatrına 8 puan verdiğim bir kitap oldu. Ama hala yazarı anlayamadığım noktalar var. Bu kadar uzun kitap yazıp bazı çok kilit karakterleri finalde neden göstermezsin? Ya da çok önemli karakterlerin, çok kritik olayları neden bu kadar hızlı ve yüzeysel işleniyor? Maven'ın ölümü çok hızlıydı en azından seri hatrına başka bir ölümü hakettiğini düşünüyorum ben. Onun dışında Kilorn ve Cameron ikilisinin ilişkisi çok yüzeysel kaldı. Hatta Cameron gibi çok güçlü bir karakteri yazar bu kitapta kullanmamayı seçmiş bildiğiniz. Dediğim gibi seriyi okurken yazarın da kendi yarattığı dünyadaki detaylarda kaybolduğunu hissediyorsunuz. Önemsiz ve geçmiş olaylar sayfalarca tekrarlanırken dönüm noktası olan olaylar yazılıp geçiliyor gibiydi. En sevdiğim karakterlerden biri yine Evangeline oldu. Mükemmel bir karakter gelişimiydi kesinlikle. Okurken çok keyif aldım. Sonunda kabuğundan çıktı ve kendisi için, sevdiği kadın için doğru kararı aldı. Ve Farley... Ne bir Gümüş ne bir Yenikan. O sadece bir Kızıl. Kırmızı Muhafızların Komutanı. Ve o kadar güçlü ki. O kadar gurur duyduğum bir kadın ki. Sırf davası için Shade'in katili Ptolemus Samos ile aynı ittifakta yer alması, günlerce kızından ayrı kalıp döndüğü gibi ilk onu araması bile ne kadar güçlü bir iradesi olduğunu gösteriyor. Ve Cal... O da kardeşi Maven gibi yaratılmış bir karakter. Babası tarafından kral olmak için doğmuş, işlenmiş biri. Sonunda doğru yolu bulduğu için mutluyum sonunun kardeşi gibi olmasını asla istemezdim. Onun da karakter gelişimi çok güzeldi bence. DİPNOT: Seriyi lise zamanlarımda okusaydım çok severdim belki ama yanlış zamanda okuduğumu düşünüyorum. Çok uzun soluklu, hem sinirlerimi çok bozan hem de yer yer gülümsediğim, onla da olmuyor onsuz da olmuyor gibi bir seri oldu benim için. Bu karakterlerle tekrar ne zaman karşılaşırım bilmiyorum ama o zamana kadar bittiğin için mutluyum Kızıl Kraliçe.
1000Kitap
Savaş FırtınasıVictoria Aveyard · Pegasus Yayınları · 2018756 okunma
·
46 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.