Puan vermedi·136 syf.····Okunma: 22 Mart 2025 15:06 Wilde oldukça ütopik bir perspektifle sosyalizmin sanata ve topluma yansımasını kurguluyor.
Sosyalizm, bireycilikten çok toplum adına sorumluluk almak ve ortaklaşacılık olarak tanımlanabilir ama Wilde’ın kitabın girişindeki ilk cümlesi, tam da sosyalizm ilkelerini alaşağı edecek bir paradoksla başlıyor:
“Sosyalizmin tesisinden elde edilecek belli başlı kazanç, hiç şüphesiz bunun bizleri pek sıkıcı şeyden başkaları için yaşama zorunluluğundan kurtarması olacaktır ki hali hazırdaki gidişat da bu, hemen hemen herkesin üzerinde bir heyula gibi çöküyor. Hatta hiç kimse için bundan kurtuluş yok gibi bir şey.”
Marx ve Engels’in öngördüğü sosyalizm ileri kapitalist toplum aşamasını izlemesi beklenen bir toplum ve hayat tarzıydı. Wilde, gelişkin bir Batı toplumu ve böyle bir toplumda geçerli gelişkin bir bireysellik çerçevesinde bakıyor sosyalizme.
Wilde, dünyada herkesin bir sanatçı ve yaratıcı olmasına imkân verecek bir toplumsal sistemin kurulmasından yanadır. Sanatçının daima özgün olmasından ve toplum, kültür, iktidar, siyaset gibi araçlardan tamamen azade düşünerek sanatı sanat için yapması gerektiğini düşünüyor.
Wilde, ahlak ve dayanışmayı sisteme havale ediyor. Sistem, sömürü düzenini ortadan kaldırıp insanların hayatlarını zenginleştirmelerine alan açıp eşit imkânlara erişmesini sağlamalı. Böylelikle, bir insanın başka bir insandan üstün olma durumu ortadan kalkınca, merhamet ve acıma duygusuyla hayatta yer edinen “hayır kurumlarının” işlevsiz olacağını savunuyor.
Wilde’ın eşitliğe dayalı sistem arzusu ve topluma sanata olan tezahürü ideal görünüyor ancak gümümüze kadar sosyalizm rejimi ile yönetilen ülkelerin algıladığı ve uyguladığı rejim kitabi görünmüyor.