·280 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Mayıs 2025 23:32 Tatlı bir kitaptı, sadece ölüp bitmedim. Keyifli vakit geçirtirdi, arada tebessüm ettirdi.
Bence sorun, romantik-fantastik türünde bir kitabın bu kadar kısa olmasıydı. Bu tür kitapların güzel olabilmesindeki en büyük etken, karakterlerle ve ortamla bağ kurabilmen. Her şey çok hızlı olunca biraz yapmacıklık hissi oluyor. Yanlış anlaşılmasın, gerçekten keyifli bir okumaydı; sadece iz bırakmaya yetmedi.
Kitapla ilgili konuşalım biraz da. Deniz tanrısıyla ilgili kısım şaşırttı beni, hiç tahmin etmemiştim. Hatta birkaç kere “eyvah” diye düşündüm yani. Bu şartlar altında nasıl olacak Mina ve Shin diye bekledim durdum. Bir şekilde başkaldıracaklar, evren yerle bir olacak falan diye düşünüyordum. Ayrıca Shin’in yakın arkadaşları Kirin ve Nari çok tatlıydı. Bu tarz kitaplarda iyi yazılmış yan karakterler gerçekten çok etkili oluyor.
Ya bir şey daha var, beni rahatsız eden—şimdi bunları yazarken aklıma geldi. Aslında bu rahatsızlık bu kitaba özel değil, genel bir durum. Ana karakter kızlarının cidden hiçbir özelliği olmadan birden çok önemli bir hâl almaları, aklıma ve mantığıma uymuyor. Bana kalırsa Mina (99. kız mıydı hatırlamıyorum) bu kadar deniz tanrısı gelini arasında seçilmeden denize atlayan tek kız olacak biri değil. Ayrıca, fedakâr bir niyetle olmasa bile bunu yapmak isteyecek kızlar da olabilirdi. Sonuçta tanrının gelini olunacağına halk oldukça emin; neden seçilmeyen kızlar da istekli olmasın ki? Mina’nın farkını tam anlayamadım, anlayan bana da anlatsın.
Tabii bunları çok düşünmeye gerek yok. Dediğim gibi, okuması keyifliydi ve bu bazen tek ihtiyacım olan şey