Kitabın uyandırdığı duygular
Puan vermedi·224 syf.··
2025 1. kitabı
Yavuz Bahadıroğlunun, hikayelerden oluşturduğu kitap toplam 17 hikayeden oluştuğunu söylemiş ve bu hikayelerden ilki olan 'Zamanın Kıskacı' hikayesini sizlerle paylaşmış ve öz ifadelerimle sizlere anlatmaya çalışmıştım. Bu kitaptan ikinci olarak bahsetmek istediğim hikaye ise kitabın yedinci bölümü ve hikayesi olan 'Orada Bir Köy Daha Var' hikayesi. Bu hikayede öğretmenlikten mezun olan ve Bakırköy'de yaşayan daha sonra Anadolunun bir köyüne tayini çıkan Kemal öğretmenden bahsetmektedir. İdealist bir öğretmen olan Kemal, anadolu'da bir köye tayininin çıkmasına sevinmiş ve Bakırköy'de yitip gitmektense gittiği yerde çocukları eğitmek ve köy halkını bilinçlendirmek amacıyla gitmiş ve okumuş olduğu Kemal Tahir'in " Köyün Kamburu " romanında geçen Abuzer ağa tiplemesini gideceği köyde var olan köy ağası ile ilişkilendirmiş ve aklından geçirdiği seneryolar ile köy ağasını aramaya ve bulduktan sonra mücadele etmeyi hedeflemiştir. Gideceği köyün yol ayrımında bir minibüse biner ve bu minibüsün köyün ağasının olduğunu düşünür ve şoför ile köyün ağasının kim olduğunu öğrenmeye çalışır ama şoför minibüsün kendisinin olduğunu söyleyince köyün ağasının minibüsçü olduğunu düşünür ancak yanılır çünkü minibüs gideceği köye kadar götürür ve onu orda indirerek diğer köylerdeki halkı gidecekleri yere ulaştırmayı çalışır. Tayininin çıktığı köye vardığında ise köyde ki çocuklar etrafına toplanır. Kemal öğretmen köyün muhtarına haber gönderir ve köy muhtarına sorduğu ilk söz köy ağasının kim olduğudur. Köy muhtarı da tam olarak Kemal öğretmeni anlamaz ve kalacağı yer olan köyün lojmanına götürür öğretmeni ne yapsa ne etse köy ağasının olmadığı köyde ağa arayan Kemal öğretmen hikayenin sonunda geçmiş dönemlerde olan köy ağasının artık kalmadığını anlar . Bu hikayede bahsedilen ve Kemal öğretmenin durumu geçmiş dönemlerde var olan bir takım kişilerin veya şahısların zamanla yok olduklarını anlamak istemeyen bir çevrenin var olduğu üzerinedir. Geçmişte şartlara ve durumlara göre şekil almış bazı şahıs, nesne, yapı, düşünce yapısının yok olmaya mahkum olduğu anlatılmaktadır. Filozof olan Herakleitos'un " Aynı nehirde iki defa yıkanılmaz" sözü ile ilişkilendirerek güncelleme yapılmayan her şey yok olmaya mahkumdur ifadesi çıkmaktadır. Kişilik özelliği bakımından Kemal öğretmeni de incelersek Bakırköy de yaşayan kemal hikayenin başında istanbuldan kurtulmak istemektedir. Bunun başlıca nedeni zengin, soylu ve statü bakımından daha yüksek bir kesim barındıran İstanbul'un kendisini yutacağından bahsetmektedir. Ayak uyduramayan, adaptasyon sağlayamayan her canlının ölüme mahkum olduğu da unutulmamalıdır. Kendisinin İstanbul'a adaptasyon sağlamakta zorluk yaşayacağını düşünmesi ve yok olmaktansa Anadolu'nun bir köyünde öğretmen sıfatını kullanarak saygı, sevgi, hürmet göreceğini düşünmesi ve tayinin köye çıkmasına sevinen bir tipleme ile karşımıza çıkması manidar olmuştur. Son sözlerimi bir benzetme ile bitirmek istiyorum cevizin iç ve dış kabuğu. Her insanın kendisine göre bir kabuğu vardır ve bu kabuğa göre çevre edinir. Çevresinde var olan diğer insanların kabuklarının büyük olması o insanın yaşamdan zevk almasına engel olur. Şöyle ki büyük bir kabuğun içerisine, kabuğu doldurmayacak bir iç bıraktığımız da dış kabuğun parçalanmasının kolay olduğunu göreceksiniz. Ancak dış kabuğunun küçük olup içini de tıka basa doldurduğumuzda ise diğer ihtimalle göre daha sağlam olduğunu lakin kırıldığında iç kısmın yüksek basınçla saçılma özelliğinin çok uç noktalar çıktığını da göreceksiniz. Burda anlatmak istediğim asıl mesele her birimiz kabuğumuza göre çevre edinmekteyiz. Hayatta rahat, huzurlu yaşayabilmek için adaptasyonumuzu kabuğumuza göre belirlemekteyiz. Her daim kabuğumuza göre bireylerin çıkması temennisiyle.
1000Kitap
Hayata Dair ÖykülerYavuz Bahadıroğlu · Nesil Yayınları · 200457 okunma
·
41 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.