Hayat bazen öyle bir kitapla kesiştiriyor ki seni, okuduğun satırlar sadece zihnine değil, kalbine de dokunuyor. “Bugün Kalan Hayatımın İlk Günü”, benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Sayfalarını çevirdikçe, sadece bir hikâyeye değil, kendime de yaklaştım. Uzun zamandır görmezden geldiğim, ertelediğim, ötelediğim benliğimle yeniden tanıştım. Ve evet, bu kitap bana adeta tokat gibi bir farkındalık yaşattı.
Uzun süredir işkolik bir tempoda yaşamaya alışmıştım. Bitmeyen sorumluluklar, yoğun tempo ve hep bir sonraya ertelenen “ben”. Başarıya odaklandıkça iç sesimi bastırmış, mutluluğumu hep bir başka zamana bırakmışım. Fakat bu kitapla birlikte ilk kez gerçekten durup düşündüm: “Hayatımı ben mi yaşıyorum, yoksa sadece çalışıyor muyum?”
Maud Ankaoua’nın sade ama derinlikli anlatımı beni çok etkiledi. Karakterlerin yaşadıkları dönüşüm süreci, sanki içimde sessizce yaşadığım şeylerin kelimelere dökülmüş hali gibiydi. Her sayfada kendimden bir iz buldum, her cümle bir ayna gibiydi.
Bu kitap sayesinde sadece duygusal değil, eylemsel bir dönüşüm de yaşadım. Küçük ama çok kıymetli kararlar aldım: Kendime her hafta sadece bana ait bir zaman ayırmak, ertelediğim hayallerim için ilk adımları atmak, huzurumu ikinci plana atmamak, hatta bazen hiçbir şey yapmadan durmayı öğrenmek… İlk kez “hayır” demeyi de denedim, yalnızca başkalarına değil, içimdeki kontrol bağımlılığına da.
Eğer siz de benim gibi kendinizi hep bir şeylere yetişmeye çalışırken buluyor, ama içinizde bir yerde sessiz bir “dur” çağrısı hissediyorsanız; bu kitap o çağrının sesi olabilir. Çünkü belki de bugün, gerçekten kalan hayatınızın ilk günü olabilir.
Maud AnkaouaBugün Kalan Hayatımın İlk Günü