Orijinali: dusuncedokuma.substack.com/p/sahmerdan-luz...
314 - Uzun zamandır Sait Faik öyküsü okumuyordum. İnsana iyi gelen, apaçık bir biçimde yapmasa bile umut aşılayan, ruhu sükunetle dolduran bir kalemi var rahmetlinin.
Burgaz Adası’ndaki evini ziyarete gittiğimde birazcık kıskanmıştım. Oradaki hatıra defterine birkaç satır içimi dökmeye oturup sayfayı doldurup öyle kalkmıştım. “İnsan öyle adada, öyle evde yazar da olur şair de, her şeyi olur” diye geçirmiştim içimden. İki kitabın birleşiminden oluşan bu kitapta bulunan öykülerde de aynısını yapıyor Sait Faik. Biz okuru bolca adalar yaşantısıyla buluşturuyor. Burgaz’ından giriyor, Kınalı’sından çıkıyor, öyküden öyküye karakterden karaktere hepsi birbiri içine girişim yapıp, hikayeler kendi içinde bir ahenk yaratıyor. Sayfalardan dalga sesleri, kuşların kanat sesleri geliyor adeta. Bunu yaparken gerçekçiliği de elden bırakmıyor, gariban yine gariban oluyor mesela. Ama yine de bir umut taşıyor, biçare değil asla. Karanlık değil. Batakta, bataklıkta değil. İyide de kötüde de bir tür içtenlik, masumiyet olmasa bile samimiyet var bir şekilde.
Yukarıda bahsettiğim hissiyatı şöyle açmak isterim: Her hikaye farklı insanların farklı hayatlarını, farklı sıradanlıklarını veya farklı maceralarını anlatıyor olsa da, kitabın tamamında bir bütünlük var gibi. Mekanların sanki devamlılığı var, temaların, duyguların, cenahın... Sanki o vapurun dürbüncüsüyle sohbete dalıp daha sonra dürbüncünün çocuğuna kitap getiren adamın çocuğuyla dürbüncünün çocuğu arkadaşmış da şu diğer Rum çocuğun arkadaş grubuyla vakit geçiriyorlarmış gibi. Veyahut şu evinde ölü bulunan çocuk da sanki onların komşularıymış gibi... Sanki hayatlar kadar ölümler de komşuymuş gibi. Aynı duyguyu hikayeler boyunca sürdürebiliyor olmasına hayranım rahmetlinin.
Bir de son olarak şuna değinmek istiyorum, hikayelerde dönemin halk ağzıyla kelimeler kullanması hoşuma gitti. Bunu daha önce okuduğum kitaplarında da yapıyor muydu hatırlamıyorum ama yapıyorduysa bile dikkat etmemişim belli ki. Banknot yerine panganot diyorlardı mesela, kangren yerine gangıran, avukat abukat...
Bir de öykülerden birinde bahsediyordu. Herhangi biri olarak gittiğin bir mekanda, hakkında hiçbir fikrinin olmadığı herhangi başka birini sadece gözlemleyerek onun hakkında çıkarımlar yapmak ve onun hikayesini tahmin etmeye çalışmak, daha doğrusu ona bir hikaye yaratmak müthiş bir fikirmiş.
ŞahmerdanSait Faik Abasıyanık · Bilgi Yayınevi · 197010,4bin okunma